BirDiğerKadın: Grup Sergisi
İpek Duben'in 1994 tarihli ufuklar açan işi “Manuscript” serginin kavramsal çerçevesini oluşturuyor. Muhtemelen vücudunu resim ve fotoğrafları için model olarak kullanan ilk Türk kadın sanatçı olan Duben'in işleri, İslam sanatı ve geleneğinde çıplaklığın etrafındaki tabuya bir cevap olarak, stereotiplere meydan okur, efsaneleri çözümler ve Doğu-Batı sorunsalını müzakere eder.
Özlem Şimşek kendini, erkek ressamlar tarafyndan çizilmiş ünlü Türk resimlerindeki kadın temsillerini örnek alarak sahneler ve hegemonik temsiliyet sistemlerine ışık tutup nihayetinde erkek bakışına meydan okur.
Buna benzer biçimde, Burçak Bingöl'ün titizlikle çizilmiş otoportresi izleyicinin bakışını geri döndürüp, modern Türk kadınının Doğu'nun geleneği ile Batı'nın tecrübesi arasında bölünmüş ikiliğine ayna tutar. Zeynep Kayan'ın fotoğrafları sanat alanının sınırsız olanaklarını, betimleme ve performans ilişkisi çerçevesinde inceler. Sanatçı, bir teknik ve şans karışımıyla, kişisel mistik arzu, varoluşsal endişe ve birlelik karşı-anlatı lügatçesini dile getirir.
Eşref Yıldırım'ın işlerinde ben kavramını 'öteki'ye ilişkin olarak tanımlamak asıldır. “Şeyda” cinayete kurban gitmiş bir travestinin portresi. Yıldırım onun bulvar gazetelerindeki temsilinden etkilenmiş ve onun yüzünü şiddetli boya katmanlarıyla ve resim yüzeyine uyguladığı gazete yırtıklarıyla çözümler. Sonuçta ortaya, hayatını bir kadın olarak yaşama arzusunda olan bir erkeğe akıllarda iz bırakacak bir tazim çıkar.
Zeren Göktan'yn dikkat çekici imgeleri çok sayıda sembolik anlam taşır, fakat aynı zamanda çok çeşitli olanaklar ve ucu açık yorumlamalar da sunar.
