What Lies Beneath: Grup sergisi
Sanatçılar: Cecilia Bengolea, Liz Capote, Elizabet Cerviño, Isaac Chong Wai, Elena Dahn, Eva Fàbregas, Zeynep Kayan, İz Öztat, Iván Sikic
Küratör: Direlia Lazo
What Lies Beneath (Altında Ne Yatıyor), kimliklerin sürekli bir dönüşüm içindeki akışkan süreçler olarak ortaya çıktığı bir "oluşum" (becoming) coğrafyasında yolculuk teklif ediyor. Sergi; bedeni duyarlı bir arşiv, bir bellek ve metamorfoz alanı olarak keşfeden, jestlerin ve performatif eylemlerin birer dönüşüm stratejisi olarak belirdiği çalışmaları birbirine örüyor. Tekrar ve ritüel sergiyi baştan başa kat ediyor: algılanamaz ayak izlerinden aynalara kazınmış hareket izlerine kadar, tuhaf olanın tanıdık hale geldiği, beden ile madde arasındaki sınırların bulandığı bir diyalog yaratılıyor.
Yapıtlar biçimsel ve kavramsal gerilimler aracılığıyla birbiriyle yankılanıyor: katı ve bükülebilir olan, organik ve mekanik olan, görünür olan ve altında ne yatıyorsa o... Bu hareketli kimlikler manzarasında maddesellik kurucu bir rol oynuyor: zamanı kaydeden çamur, salgılayan zarlar, jesti çoğaltan yansımalar... Sergi, böylece her bir parçanın şimdiki zamana dair kendi arkeolojisini önerdiği canlı bir organizma gibi yapılanıyor; kelimelerle ifade edilemeyenin form bulduğu ve derinde yatanın yüzeye çıktığı bir alan yaratıyor.
İlk galeri odasını kat eden çamurdan bir patika, su ve toprak arasında çıplak ayakla yürüyen Elizabet Cerviño'nun ritüelini somutlaştırıyor. Sanatçı bu eylemi bir saat boyunca tekrarlayarak, hac yolculuğu ilerledikçe mevcudiyet ve doku kazanan, zamanın geçici bir yazısı gibi her adımda pekişen bir iz örüyor. İzlerin ve hareket kayıtlarının bu şekilde keşfi, sanatçının atmosfer ile coğrafya arasındaki etkileşimden doğan doğal bir kaligrafi gibi, rüzgarın manzara üzerindeki görünmez izini yakaladığı Canteras: Testimonios de la brisa (2023) adlı çalışmasıyla diyalog kuruyor.
Honoring the Treaties (Anlaşmalara Saygı Göstermek - 2017), Iván Sikic ve Paul Cannon’ın Manhattan’daki eski Wickquasgeck rotası —Lenape halkının şu anda kısmen Broadway’e dönüşmüş olan on iki millik ticaret yolu— boyunca yaptıkları yolculuğu belgeliyor. Cannon, kendi Kumeyaay Ipai kabilesine ait geleneksel kıyafetleri içinde sessizce geriye doğru yürürken, Sikic onun bedenine altın varak uygulayarak şifa ve dayanıklılığın bir metaforu olarak Kintsugi tekniğini çağrıştırıyor. Bu çalışma, Sikic’in yerli sanatçılar ve mültecilerle işbirliği yaparak yerinden edilme ve kültürel mülksüzleştirme tarihlerini araştırdığı bir performans serisinin parçasıdır.
İz Öztat, Dead Reckoning to Her Folds (Kör Uçuşla Onun Kıvrımlarına - 2021-2023) başlıklı suluboyalarında arzu ve bellek coğrafyalarında geziniyor. Sanatçı, soyut heykelimsi formlar aracılığıyla kadın bedeninin normatif temsillerini sorgularken, özlem ve kaybın nesneler ile onların temsilleri arasında biçimsel gerilimler yarattığı görsel bir dil inşa ediyor.
Eva Fàbregas’ın Exudantes (Salgılayanlar) heykelleri mekanda canlı organizmalar gibi nabız gibi atıyor. Asalak formları, malzemenin kuruma sürecindeki şişirme ve söndürme ritüelinden kaynaklanan kırışık zarlarıyla bedensel anatomileri hatırlatarak ortaya çıkıyor ve nefes alıyor. Fàbregas, bükülebilirlik ve duyusal olanla çalışarak, bu formların maddi mevcudiyetleri aracılığıyla duygulanımları (affects) aktarmasına izin veriyor.
Zeynep Kayan’ın fotoğraf enstalasyonu, tuhaf olanı bedene entegre etmenin bir yolu olarak tekrarı araştırıyor. Sanatçı, ince hareketlerle bedene tutunan yabancı bir unsurla kurulan bağı prova ederek yeni konturlar yaratıyor. Kayan, sıradan jestlerin tekrarı yoluyla beden ve nesnenin birleştiği, orijinal işlevlerini kaybederek saf maddeye dönüştüğü geçici benzerlik durumları üretiyor.
Liz Capote’nin Furia (Öfke - 2023) adlı çalışması, güncel ahlaki ve politik şiddet üzerine görsel bir denemede bizi parçalanmış bedenlerle karşı karşıya getiriyor. Hardal tonlarındaki bir manzarada, pembe figürler yüzüyor ve çözülüyor; yeşil organik formlar ise istilacı bir bitki örtüsü gibi kıvrılıyor. Görünürdeki renksel dinginlik, sürekli bir metamorfoz içinde asılı kalan ve şiddet ile dönüşümün bir arada var olduğu bir anlatı yaratan parçalanmış bedenlerin gerilimiyle tezat oluşturuyor. Capote, bu yüzen figürler ve kıvrılan bitki örtüsü aracılığıyla kimliği ve varoluşsal çatışmayı araştırarak bedeni akışkan bir direniş ve dönüşüm (transmutation) sembolü haline getiriyor.
Metropolis (1927) filmindeki "Metal Kadın" karakterini çağıran Bengolea, üretilmiş nesnelere duyulan hayranlığı ve onların simyasal hafızasını araştıran Maria's Transformation (Maria'nın Dönüşümü - 2022) adlı çalışmayı yaratıyor. 3D avatarı, tarihimizi inşa eden ve tehdit eden çelik unsurlardan bir envanter oluştururken, metalin sertliğini mekanik ile akışkan arasında gidip gelen bir koreografiyle eritiyor. Çalışma, dansın toplumsal ve ruhsal keşif için bir araca dönüştüğü; modern hareketleri Afro-Karayip geleneklerinden ritüelistik jestler ve endüstriyel sekanslarla ördüğü Bengolea’nın disiplinlerarası pratiğini yansıtıyor.
Isaac Chong, Rehearsed, Mirrored (Prova Edilmiş, Aynalanmış - 2024) çalışmasında hareketin izlerini aynalara ve camlara kazıyor. Kazınmış çizgiler, birbirine sarılan, saklanan, birbirini kaldıran ve destekleyen bedenlerin duygusal bağını açığa çıkararak, hareketin birbirini izleyen aşamalarındaki bulanıklığı yakalıyor. Dans eden bedenlerin izleri durmaksızın devam eden bir düşüş ve yükseliş akışı yaratarak, düşmenin getirdiği kırılganlığı kolektif bir dayanışma koreografisine dönüştürüyor. Bir dans partisyonu gibi, kesik figürler ve onların yoğun çizgileri, görünürlüklerini değiştiren ışık oyunları altında figüratif ile soyut arasında salınarak somutluktan kaçıyor ve insani ilişkiselliğin alternatif mikrokozmoslarını öneriyor.
Elena Dahn, Framing (Çerçeveleme - 2022-2025) çalışmasında malzeme ile kurduğu içgüdüsel/viseral bir dans aracılığıyla süreç ve form arasındaki gerilimi araştırıyor. İkinci bir deri gibi işlev gören lateks, birbirini arayan ve yırtan iki beden arasındaki fiziksel karşılaşmanın tanığı haline gelerek organik açıklıkları ve kıvrımları çağrıştıran formlar yaratıyor. Çalışma, hareketin anlık olarak donduğu o eşik (liminal) alanda işliyor: bir portal, bir yara, bir doğum... Esnek yüzeydeki izler –gerilimler, yırtılmalar, esnemeler– hem şiddetli hem de şefkatli bir mahremiyetten, tıpkı doğumun travması ve güzelliği gibi söz ediyor. Yapıt, iki gücün karşılaştığı ve mücadelelerinin izlerini, tıpkı derinin kendisi gibi, form alma sürecindeki her jesti kaydeden bir zar üzerinde bıraktığı o eşikte var oluyor.
Yazı: Direlia Lazo
Daha fazla bilgi için lütfen gladys@zilbermangallery.com adresi üzerinden Gladys Garrote ile iletişime geçin.
