Toz ve Küf: Eşref Yıldırım
Zilberman | Berlin, Eşref Yıldırım’ın Dust and Mold (Toz ve Küf) başlıklı sergisini duyurmaktan mutluluk duyar.
I Love Myself (Kendimi Seviyorum) adlı video, sanatçı Eşref Yıldırım’ı banyoda bir aynanın karşısında ayakta dururken ve diş macunuyla dolu bir fırçayla kendisini şiddetle ovarken şu cümleleri tekrarlarken gösterir: “Kendimi seviyorum, ben değerliyim, ben kıymetliyim.” Yıldırım böylece, partneri kendisini terk ettikten sonra gittiği bir psikoloğun kendi kendini iyileştirme tavsiyesini bir taşlamaya (persiflaş) dönüştürür. Dahası, aynanın önünde kendisine yazılmış eski mektupları okur; bu mektuplarda eski erkek arkadaşı onu bencillikle suçlamaktadır. Giderek daha da öfkelenen sanatçı, bir kriz halinde kendini suçlama döngüsüne girer ve kendisine fiziksel ve duygusal zarar verir. Video; parodi ile acı gerçek, şiddet ile komedi, ardından zorunlu kişisel optimizasyon ile cezalandırma ve kendi kendini tedavi etme (öz-terapi) arasında gidip gelir.
Eşref Yıldırım, aile içi şiddet de dahil olmak üzere toplumdaki şiddet konusunu sıklıkla ele almıştır. Sanatçının başlangıç noktası, kendisini daha derinlemesine araştırma yapmaya yönlendiren gazetedeki küçük bir ilan olabilir. Ancak mahkemede hiç dava edilmemiş ya da kasten üstü örtülmüş büyük suçları da ele alır. Örneğin, 2011 yılında Türkiye’deki Roboski Katliamı’nda öldürülen 34 genci anmak için siyah iplikten 34 maske örmüştür. Her maskenin içine dokuduğu göz çifti, bir mumya lahdinde olduğu gibi maskenin arkasındaki kişinin bakışını yakalıyor gibidir; ancak bu bakış ölülerin bakışı ya da kimliği elinden alınmış birinin bakışı da olabilir. Yıldırım, daha önceki resimlerinde Ermeni yazar Zabel Yesayan veya Türk kadın hareketinin kurucularından Nezihe Muhiddin portrelerinde olduğu gibi, resmi tarih anlatısından sansürlenen ve bastırılan kadın şairlere veya kadın hakları aktivistlerine bir yüz vermiştir. Yıldırım, resimlerini sıklıkla arkadaşlık bileziklerini andıran örgü metin şeritleriyle birleştirir; bu şeritler portresi çizilen kişinin eserlerinden alıntı yaptığı için yüzlere bir ses de verir.
Sanatçı, Dust and Mold (Toz ve Küf) başlıklı bu sergide, yukarıda I Love Myself videosunun açıklamasında belirtildiği gibi kendi yaşam deneyimine geri dönüyor. Kişisel olanın politik olduğunu bizzat vurgulayan Yıldırım, bireylerin yaşamlarını her zaman içine kısıldıkları toplumsal hiyerarşilerin, atanan toplumsal cinsiyet rollerinin, katı tabuların ve eşitsiz güç ilişkilerinin bağlamı ve baskısı altında değerlendirir. Bu sergi için ürettiği bir dizi resimde kendi ailesinin tarihini kaydeder ve Dust and Mold başlığının da ima ettiği gibi, bu tarihe bakışında nostaljik ya da duygusal hiçbir şey yoktur. Kadın şairler üzerine yaptığı çalışmalarda olduğu gibi, burada da her biri ailesinin ezilen ya da göz ardı edilen bir üyesine odaklanan portreler yaratır: annesi, teyzesi, kız kardeşi ve kendisi. Bunlara bir de sokak köpeğinin portresini ekler.
Eşref Yıldırım, gazete kupürlerini resimlerine dahil eder ve sonra bunları tekrar yırtarak çıkarır – bu, altındaki boya katmanlarını açığa çıkaran bir dekolaj (décollage) tekniğidir. Bu süreç, kamusal alandan yırtılan afişlere dayanan Affichistes (Afişçiler) akımının yaklaşımını hatırlatır: Bu, çıkarma yoluyla bir işaretleme, iddia edilen eksiksizlikten bir özgürleşmedir. Yıldırım çalışma süreci hakkında şunları söyler: “Geçmişi görünür kılmak için yüzey katmanlarını kaldırıyorum.” Sanatçı, çalışmasının çeşitli aşamalarını bize göstererek, zaman unsurunu resmin izlenişine dahil eder. Ayrıca dokusal ve dokunsal izlenimler sunar.
Sergiye, sanatçının ördüğü ve anne babasının düğün fotoğrafını yeniden üreten tekstil şeritlerinden yapılmış bir perdeden geçerek giriyoruz. Dolayısıyla ilk odaya adım atarken, girişi bir gelin duvağı gibi örten perdeye kaçınılmaz olarak dokunuyor ve onu kaldırıyor ya da hareket ettiriyoruz. Yıldırım, katılım ile gözlem arasında bir gerilim alanına girmemizi sağlar. Anlatısı, anne babasının görücü usulü evliliğiyle başlar. Bunu kendi çocukluk ve gençlik döneminin çeşitli aşamaları izler. Tüm insani ilişkilerdeki sevgi eksikliğinin yerine, hayvanlarla kurulan ilişkide bir alternatif arar. Sokak köpeğinden daha önce bahsetmiştik. Sanatçı, İstanbul’daki odasında bulunan kitaplıklara kumru çiftlerinin güvenli bir yuva yapmasına defalarca izin vermiştir. Bu nedenle resimlerinin yanında bir kumru yuvasının kalıntılarını da sergiler.
Yıldırım, partnerinden ayrılmanın getirdiği travmayla başa çıkabilmek için çok ince ipliklerle örmeye başladığını söylüyor. İnce iplik çok zarif ve kırılgan hissettiriyordu. Eski erkek arkadaşı tarafından yazılan ve bu sergiye adını veren bir şiirin metni üzerinde çalışırken, sanki yasak bir şey yapıyormuş gibi hissetmişti. Bu yüzden beyaz zemin üzerine sarı iplikle örerek bu kural dışılığı görünmez kılmaya çalıştı. Bu çalışmanın ilk bölümü bir tekstil nesnesi olarak sergileniyor. Sergi süresince Yıldırım, şiirin geri kalanını canlı video yayını aracılığıyla izlenebilecek bir performansla örmeye devam edecek. Eşref Yıldırım, kendi yaşam deneyimine başvurarak özel yaşam ile çalışma yaşamı arasındaki ayrımı bulanıklaştırıyor. İzleyiciler olarak bizim için de, duygusal yakınlık ile düşünsel mesafe arasında sallanırken, deneyimlediğimiz dünya ile icat ettiğimiz ya da hayal ettiğimiz dünya arasındaki sınırlar bulanıklaşıyor.
Metin: Lotte Laub
Almanca aslından İngilizceye çeviren: Darrell Wilkins
Sergiye bir katalog eşlik etmektedir. Daha fazla bilgi için berlin@zilbermangallery.com adresiyle iletişime geçebilirsiniz.
Eşref Yıldırım (d. 1978, Bursa)
İstanbul’da yaşayan ve çalışan bir görsel sanatçıdır. Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Bölümü’nde eğitim gördü.
Kişisel Sergileri: Dust and Mold (Zilberman | Berlin, 2023), Geceden Kalanlar (küratör: T. Melis Golar, Bilsart, 2022), Yenilgiler Günlüğü (Zilberman | İstanbul, 2018), Hafif Kusurlu Cezaevi (Zilberman | İstanbul, 2014), Rahat Hazır!(Zilberman | İstanbul, 2014) ve Hiçkimsenin Ölümü (Zilberman | İstanbul, 2012).
Karma Sergileri: Ben Yazar Suat Derviş'im (Eda Yiğit, Avrupa Pasajı, 2022), Geçmişi Unutmak Yaldızlı Bir Yalan(küratör: Deniz Özgültekin, Karşı Sanat Çalışmaları, 2022), Karşı Pencere (küratör: Melike Bayık, KOLİ Art Space, İstanbul, 2021), Apartman (küratörler: Lara Lakay & Tuba Kocakaya, Apartman No:52, İstanbul, 2021), Bizim Doğamız(Tapa sanatçı rezidansı sergisi, Barın Han, İstanbul, 2020), Unlock (Zilberman | İstanbul, 2020), The Spirit of the Poet(küratör: Jürgen Kaumkötter, Center for Persecuted Arts, Solingen, 2019), House of Wisdom (küratör: Kolektif Çukurcuma, Bonington Gallery, Nottingham, 2018), Gece: Ortak Performans Önerisi (Eski Datça Otel, Datça, 2018), Confusion (düzenleyen: Kopuntu, Milano Macao, Milano, 2017), House of Wisdom (küratör: Kolektif Çukurcuma, İstanbul, Berlin, Amsterdam, 2017), Survival Kit (İstanbul, Yekaterinburg, 2017), Kırmızı Bakış (küratör: A. Sh. Bruckstein, Zilberman | Berlin, 2016), Kötülüğün Şeffaflığı ya da Ötekine Bakmak (Kare Sanat, İstanbul, 2015), Hafif Kusurlu Cezaevi (Sinopale 5, Sinop, 2014), Figure Out (Dubai, BAE, 2012), Arada (İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti, MSGSÜ Tophane-i Amire Kültür Merkezi, İstanbul, 2010), Sınırlar Yörüngeler 6 (Siemens Sanat, İstanbul, 2009).
