Zilberman
Zilberman
Skip to main content
  • Menu
  • Anasayfa
  • Hakkımızda
  • Sanatçılar
  • Sergiler
  • Haberler
  • Yayınlar
  • Etkinlikler
  • Fuarlar
  • Zilberman Unfold
  • Projeler
  • Ekip
  • İletişim
  • EN
  • TR
  • DE
Menu
  • EN
  • TR
  • DE

Transit: Grup Sergisi

Geçmiş Sergiler exhibition
29 April - 29 July 2023 Berlin
  • Overview
  • Installation Views
  • Works
  • Publications
  • Related Artists
Overview
Transit, Grup Sergisi

Zilberman | Berlin, Berlin’in Schlüterstraße 45 adresindeki yeni mekânının açılışını Transit başlıklı sergiyle duyurmaktan büyük bir kıvanç duyar. Küratörlüğünü Lotte Laub ve Susanne Weiß’ın üstlendiği Transit; Yane Calovski & Hristina Ivanoska, Antje Engelmann, Memed Erdener, Hanna Frenzel, Itamar Gov, Fatoş İrwen, İz Öztat & Zişan & BAÇOY KOOP, Judith Raum, Sim Chi Yin ve Annette Weisser’ın yapıtlarını bir araya getiriyor.

 

“Ey imparatorluklar şehri,” diye haykırdım, “surla çevrili Şehir, yüce kralın Şehri, en Yüce Olan’ın konutu, kullarının övgüsü ve şarkısı, yabancıların sevgili sığınağı, şehirler kraliçesi, şarkıların şarkısı ve ihtişamların ihtişamı, dünyanın nadide harikalarının en nadide görüsü; bizi senden, tapınan bir anneden koparılan sevgili çocuklar gibi kim kopardı? Ne olacak halimiz?”

Bizanslı tarihçi Niketas Khoniates, 1204 yılında yazdığı bu satırlarla, Dördüncü Haçlı Seferi sırasında Konstantinopolis’in yıkıcı bir şekilde fethini ve yağmalanmasını gözyaşlarıyla feryat ediyordu. Kendisi, İstanbul’un daha sonra Osmanlı İmparatorluğu döneminde dünyanın dört bir yanından gelen yabancılar için bir sığınak olma rolünü nasıl daha da eksiksiz üstlendiğini görecek kadar yaşayamayacaktı – ta ki 20. yüzyılda rüzgar tersine dönene kadar. Türkiye’nin bir ulus-devlet olarak kurulmasıyla birlikte, şiddetli kitlesel yerinden edilmeler yoluyla zorla büyük demografik altüst oluşlar meydana getirildi.

 

REFUGE OF ALL STRANGERS (Tüm Yabancıların Sığınağı), Itamar Gov’un Transit sergisinde sergilediğimiz enstalasyonunun başlığıdır. Bu sözler, bir iskele üzerine monte edilmiş neondan bir tabelada sergileniyor ve eski otellerin çatılarında yer alan, gelip geçenlere hem bir yön hem de bir vaat sunan tabelaları hatırlatıyor. Gov’un neon tabelası ambivalan (çelişkili) kalır: Her yabancı için bir sığınak olma vaadi ile sürgünde (evinden kaçarken) bir yabancı olma durumu arasındaki uçuruma işaret eder. Ancak bu çalışma, sanatı; kaybedilen, unutulan ya da sessizlikle geçiştirilen şeylerin gelecek nesiller için korunabileceği bir sığınak yeri olarak görmeye yönelik bir davet olarak da anlaşılabilir.

 

Heinz Rewald, Ulusal Sosyalist Almanya’nın zulmünden kaçarak Bogotà’ya sığındı. 1964 yılında Berlin’e döndüğünde, en zor anında kendisine kucak açan şehre saygı duruşunda bulunmak amacıyla Schlüterstraße 45 adresindeki Hotel Bogota’yı kurdu. Otel, 1976 yılında Rissmann ailesi tarafından devralındı ve oğulları Joachim Rissmann tarafından 2013 yılına kadar işletildi. Sergimiz, Rissmann tarafından sağlanan ve binanın tarihine ışık tutan arşiv malzemelerini de gösteriyor. Itamar Gov’un çalışması, bu otelin tarihinde bir yankı buluyor – ancak aynı zamanda, 1921 kayıtlarında o dönemin konut binasının sahibi ve sakini olarak listelenen iş insanı M. Nedim’in 1922’de Konstantinopolis’e göç etmiş olması gerçeğinde de bu yankı mevcuttur.

1930’larda, dönemin başarılı moda fotoğrafçısı Yva (Else Ernestine Neuländer) stüdyosunu bu aynı binada kurmuştu. Sergide, Yva’nın Joachim Rissmann’ın özel koleksiyonundan alınan birkaç fotoğrafı gösteriliyor. Yahudi olduğu için 1938’den sonra Ulusal Sosyalist istihdam yasağı nedeniyle çalışması engellendi. 1942’de eşiyle birlikte Gestapo tarafından tutuklandı, Sobibor imha kampına sürgün edildi ve Majdanek’te katledildi. Schlüterstraße’deki ev 1942’de kamulaştırıldı ve Reichskulturkammer (Reich Kültür Odası) tarafından işgal edildi. İkinci Dünya Savaşı’nın sona ermesinden sonra, İngiliz işgal makamları binada bir nasyonal sosyalizmden arındırma (de-nazifikasyon) ajansı kurdu. Kısa bir süre sonra, 1945 yılında Naziler tarafından “yozlaşmış” olarak nitelendirilen sanatın savaş sonrası ilk sergisini düzenleyen Kammer der Kulturschaffenden(Kültür Üreticileri Odası) kuruldu.

 

Anna Seghers, Transit adlı romanını Naziler tarafından yakalanma korkusuyla kaçış halindeyken yazdı ve Meksika’daki sürgününde tamamladı. “Her şey kaçış halindeydi, her şey sadece geçiciydi. Ama bu durumun yarına kadar mı, birkaç hafta veya yıl mı, yoksa hayatımızın geri kalanı boyunca mı süreceğini henüz bilmiyorduk.” Transit, sürgün bağlamında bir yandan her göçmenin ihtiyaç duyduğu transit vizeye, diğer yandan mültecilerin kendilerini içinde buldukları geçiş/eşik durumuna atıfta bulunur; aynı zamanda insan varoluşunun geçici, her an risk altındaki niteliğini çağrıştırır. Transit halindeki yaşam, Seghers’in yapıtında yoğun bir tefekkürün konusu haline gelir. Transit sergisi, yaşanan deneyimin kuşaklararası aktarımını ele alıyor; sergilediğimiz yapıtlar aracılığıyla eksik/gıyabi olanı görünür, hatta somut kılmakta.

 

Sim Chi Yin, kuşaklararası bellek ve miras üzerine spekülasyonlar üretmek için baba tarafından büyükbabasının uzun süre gizli kalmış tarihini bir başlangıç noktası olarak kullanıyor. İngiliz Malazyası’ndaki sömürge karşıtı savaşta solcu bir gazeteci ve aktivist olan büyükbaba, 1949 yılında İngilizler tarafından Çin’deki ata köyüne sürgün edilmiş ve burada Komünistler gücü ele geçirmeden kısa bir süre önce milliyetçi Kuomintang tarafından idam edilmişti. Sim, ailesinin sessizliğinin mahkum ettiği bu tarihi unutturulmaktan kurtararak, büyükbaba-büyükbabasının adını taşıyan küçük oğluna aktarabilmeyi amaçlıyor. İki kanallı bir video enstalasyonunda sanatçı, büyükbabasının Malatya’dan yaptığı olası son yolculuğunun izlerini yamalıyor ve aynı zamanda hayatına başladığı ve bitirdiği yeri, yani Çin’i çağrıştırıyor. Filmin tünel motifi, bir zaman yolculuğu çağrışımı olarak da anlaşılabilir. Sim’in 1900’lü yıllardan kalan ve Güneydoğu Asya’yı tasvir eden Büyülü Fener (Magic Lantern) slaytlarına yaptığı müdahaleler de arşivlerde bir tür zaman yolculuğudur.

 

Fatoş İrwen de büyükbabasının izlerini takip ederek, onun Türkiye’nin savaşın yıktığı Diyarbakır kentindeki artık harap olmuş evini ziyaret ediyor. Sayfaları rüzgarda uçuşan açık bir kitap, entelektüel bir yaşamın tanıklığını yapıyor. Fatoş İrwen, 2017 yılında, diğer pek çok Kürt ve mevcut rejim muhalifi gibi, Türkiye’nin geniş kapsamlı formüle edilmiş terörle mücadele yasaları uyarınca, güvenilir hiçbir delil gösterilmeden tutuklanmış ve alıkonulmuştu. Hapishanedeyken, çayla ten rengine boyadığı kağıtları kullanarak, kağıttaki yırtıkları kadın saçlarıyla diktiği bir dizi çalışma üretti. Bu zarif yapıtlar, şiddet deneyimi ile kendi kendini iyileştirme çabası arasında gidip gelen, dikilmiş yaralar izlenimini uyandırıyor.

 

1915 yılında İstanbul’dan Berlin’ye kaçan Zişan (1894–1970), İz Öztat’a bir hayalet ve alter ego olarak görünür ve Ermeni Soykırımı’nın inkarını ele almak üzere günümüzde geri döner. Zişan’ın Felaket adlı çalışması, felaketlerle dolu bir yüzyılın başlangıcına işaret eden Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulduğu yıl olan 1923 tarihini taşımaktadır. Öztat, Zişan’ın siyah bir kare olan Felaket’ini, After (Sonra) başlıklı alana özgü enstalasyonunun başlangıç noktası olarak ele alıyor. Yüzyıllık sistematik devlet şiddetini temsil etmenin ve yasını tutmanın imkansızlığıyla yüzleşmek için Öztat geometrik soyutlamaya başvuruyor. Siyah kareleri çevreleyen kırmızı üçgenler yan yana durarak, zorla kaybedilenler için adalet talep eden kolektif eylemleri çağrıştırıyor. Öztat’ın enstalasyonu, diğer çalışmaların yanı sıra, BAÇOY KOOP tarafından kolektif olarak üretilen bir dizi baskıyı da içeriyor. Baskıların formatı ve imgeleri, muhalif içerikli bildirilerin dağıtılması için kullanılan ve "kuşlama" adı verilen pratiğe gönderme yapıyor. Büyük bir kalabalığın üzerine havaya fırlatılan bildiriler bir kuş sürüsü gibi dağılır ve yazar, sürünün koruması altında kimliği belirlenemez olarak kalırdı. Çalışma, kamusal alanda ifade özgürlüğü özlemini şiirsel bir şekilde sahneliyor.

Memed Erdener’in Geçen Yıl Bazı Günler Eksikti (2015) adlı çalışması 33 kadın ayakkabısı ve bir copdan oluşuyor. Bu çalışma da devlet destekli şiddeti ve 1980 askeri darbesinin ardından Türkiye’de "Cumartesi Anneleri" tarafından yürütülen düzenli protesto ve anma eylemlerini hatırlatıyor. Sanatçının 2012 yılında Extramücadele takma adı altında yayımladığı bir manifestoda Erdener; adaletin, eşitliğin ve özgürlüğün hüküm sürdüğü bir ülkenin hayalini kuruyor. Tarihte ya da günümüzde uygulanan tüm baskı mekanizmalarını eleştirerek, bazı insanların diğerleri üzerindeki her türlü tahakkümünün adaletsizlik, eşitsizlik ve baskıyla sonuçlanmaya mahkum olduğunu savunuyor. Bu nedenle mücadele, dışarıda (Extramücadele) değil, içeride (Intramücadele) verilmesi gereken bir mücadeledir. Erdener, 2018 yılında Zilberman Gallery’deki sanatçı rezidansı sırasında, Fatoş İrwen’in yanı sıra insan hakları aktivisti ve sanat hamisi Osman Kavala da dahil olmak üzere Türkiye’de tutuklu bulunan çeşitli sanatçı ve sanat profesyonellerinin imzalarını kaligrafi kullanarak ele alan bir dizi çizim yarattı. İsimlerinin harfleri, ortaçağ saat kitaplarını hatırlatan imgelere dönüşerek izleyiciyi gizli bir mesajı çözmeye teşvik ediyor.

 

Serginin kendisi de bir geçiş yolu olan ilk odasında, bir gardıropta olduğu gibi askılarda yan yana asılı duran ham yünden yapılmış çeşitli giysiler yer alıyor. Wayside (Antoinette van Eyck's Collection of Garments) [Yol Kenarı (Antoinette van Eyck'ın Giysi Koleksiyonu)] başlıklı bu heykelimsi duvar enstalasyonu, ortak çalışmalarında sıklıkla tarihin kenarında kalmış ya da resmi anlatılar olarak hatırlanması amaçlanmamış olaylara (ve arşivlere) odaklanan sanatçı çifti Yane Calovski ve Hristina Ivanoska tarafından yaratıldı. Bu durum, 1935 yılından kalan ve Antoinette van Eyck adlı Hollandalı bir kadın tarafından tasarlanan giysi kalıplarının tesadüfen keşfedilen eskiz defteri için de geçerlidir; Calovski bu defteri 2003 yılında Maastricht’te bulup satın almıştır. Son ve bitmemiş eskiz, duygusal bir notla sonlanır: “Bu kadar yeter.” Bu not, gençlik sabırsızlığı ya da yetenekli ama dezavantajlı bir terzi çırağının yaşadığı toplumsal hayal kırıklığı olarak anlaşılabilir. Bu not aynı zamanda, yaklaşmakta olan İkinci Dünya Savaşı ile birlikte ortaya çıkacak sosyo-politik dehşete genç bir kadının perspektifinden bir bakış sunuyor. Sanatçılar, van Eyck’ın modern kadını giydirmeyi amaçlayan giysi kalıplarından seçtiklerini gerçek boyutların ötesinde hayata geçirerek onları zamanın ve modanın üzerine çıkarıyorlar. Kullandıkları malzeme de bir dönemin sonuna işaret ediyor. Aslında ekmek hamurunun mayalanmasında kullanılmak üzere tasarlanan yün kumaş, Makedonya’nın sosyalist döneminde Kalkandelen (Tetovo) nüfusu için ekonominin temelini oluşturan ve artık faaliyet göstermeyen Teteks tekstil fabrikasından geliyor. Orijinal eskiz defteri enstalasyonu tamamlıyor.

 

Transit halinin bir başka yönü de eşiksellik — bir sınır durumudur. Ziyaretçiler bu durumun çağrışımlarını, örneğin Judith Raum’un insan ile hayvan arasındaki sınırı ihlal edişinde; Memed Erdener’in Rind ve Zahid’i ya da Antje Engelmann’ın Die große Mutter’ında olduğu gibi gerçeküstü bağlamlara yerleştirilen günlük nesnelerin metamorfozunda; ve Annette Weisser’ın çocukluktan ergenliğe geçişi işaret eden isyanı ele alan enstalasyonunda göreceklerdir.

 

Judith Raum’un Iguana başlıklı dört renkli karakalem çizimi, İtalyan yazar Anna Maria Ortese’nin (1914–1988) 1965 tarihli aynı adlı romanındaki motiflerden yola çıkıyor ve bize bir arzunun koreografisini gösteriyor. Ortese romanında, ekoloji üzerine yürütülen söylemde sorulan soruları, hakim normları ihlal eden bir cinselliğin tasviriyle ilişkilendiriyor. Iguana, bugüne kadar haritalandırılmamış Ocaña adlı bir adada köle benzeri koşullarda yaşayan ve yine de isyan girişimlerinde bulunmaya cesaret eden dişi bir iguananın kırılgan varlığını ayrıntılarıyla anlatıyor. Kitap, zengin bir kontun, Iguana’nın özgürlüğünü satın alarak onu kölelikten kurtarma niyetinde hissettiği arzuyu, 20. yüzyıl boyunca giderek yozlaşan hayvanlar ve insanlar arasındaki doğal etkileşimlerin kaybı için bir metafor olarak ele alıyor. Aynı zamanda erotizmin ve aşkın genişletilmiş biçimleri üzerine düşünüyor. Raum’un büyük formatlı çizimlerinde, rengin şeffaf katmanları konunun muğlaklığını ve edebi kaynağının masalsı karakterini güçlendiriyor.

 

Klişeler hem matbaa kalıpları hem de toplumumuzu nasıl yönlendireceğimize dair geleneksel fikirler olarak hizmet eder. Antje Engelmann, beraberindeki imgeleri ameliyat edercesine parçalarına ayırıyor ve videodan fotoğrafa, kolajdan performansa kadar çeşitli mecraları kullanıyor. Sanatçının esprili ve amansız sorgulamalarının merkezinde, aslen Tuna Svabyalıları (Habsburg İmparatorluğu döneminde Tuna vadisine yerleşen Alman göçmenler) olan ailesinin, dört kuşak boyunca hiç yüzleşmedikleri travmatik bir zulüm ve kaçış deneyimini ne ölçüde aktardığı sorusu yer alıyor. Die große Mutter (“Büyük Anne”) çalışmasında Engelmann, ilk bakışta saflık ve lekesiz doğumla ilgili ikonografik çağrışımlarımızı Madonna figürü üzerinden ele alıyor gibi görünüyor. Ancak daha yeni birlikte açmayı bitirdikleri strudel hamurunu teyzesi Renate’nin üzerine örttüğünde, gelenekler ve beden birbiriyle yakın, maddi bir ilişki içine giriyor. Şeffaf hamur, nefes alacak yer bırakmayan, kırılgan ikinci bir deri gibi oluyor. Engelmann bu yolla, karmaşıklığı sınırlandırılmış olan Madonna motifini sarsıyor ve utanç ile suçluluk hakkındaki soruların izini doğrudan ailedeki kaynağına kadar sürüyor.

 

Performans sanatçısı Hanna Frenzel, 1995 yılında Asse tuz madenlerinde bir pleksiglas borunun içinde duruyor ve boğazına kadar tuzla kaplanmasına izin veriyor. Kelimenin tam anlamıyla bir tuz sütununa dönüşerek taşlaşıyor. Bir kum saatinin görünür akışının aksine, buradaki tuz sadece yavaşça ve fark edilmeden kaçıyor. Frenzel’in Chronos filmi, yeryüzünün 500 metre altında, 1995’ten beri nükleer atıklar için bertaraf alanı olarak hizmet veren tonozlu bir tuz odasında gerçekleşen bu performansı gösteriyor. Frenzel bu performansıyla, Lut’un ailesinin günahkar Sodom ve Gomora şehirlerinin yıkımından kurtuluşunun İncil’deki öyküsünü güncelliyor – kaçışları sırasında arkalarına bakmamaları şartıyla. Lut’un karısı arkasına baktığında bir tuz sütununa dönüşür. Sıkıntı ile özgürleşme arasındaki dalgalanma insan tarihini karakterize eder – ya da alternatif olarak: Sıkıntıya göğüs germek özgürleşmeyi mümkün kılabilir.

 

Annette Weisser’ın sanatsal pratiği de benzer şekilde toplumsal uzlaşılar bağlamında dayanıklılık motifiyle ilgilenir. Çalışmalarında yinelenen figürlerden biri, blok flüt çalan uslu, konformist kızdır. Ghosts, Gates, Spills, and a Fog Machine (Hayaletler, Kapılar, Sızıntılar ve Bir Sis Makinesi) enstalasyonunun merkezinde, zaman zaman küçük duman bulutları üfleyen dörtlü bir blok flüt grubu görüyoruz. İsimleri —Inga, Kathrin, Judith, Christin— çalışmaya adını veren müzisyenler ortalıkta yoktur, ama yine de oradadırlar. Kendi nefesimizin kullanımı, bizimle tüm üflemeli çalgılar arasında özel bir ilişki yaratır – ve tütün ürünlerinin tüketimi de benzer şekilde içenin nefesine bağlıdır. Ancak toplumsal çağrışımlarında, blok flüt çalmak ile sigara içmek birbirine taban tabana zıttır. Weisser burada çocukluktan ergenliğe geçişe atıfta bulunuyor; sigara içmek sıklıkla toplumsal beklentilere karşı bir isyan sembolü olarak pratik edilir. Dolayısıyla sigara içen blok flüt imgesi bir transit imgesidir.

Transit sergisine, editörlüğünü Lotte Laub ve Susanne Weiß’ın üstlendiği bir katalog eşlik edecektir.

 

Program ve Etkinlikler:

29 Nisan 2023 Cumartesi (Açılış):

11:00–20:30: Açılış

12:00: Sanatçıların katılımıyla Lotte Laub ve Susanne Weiß eşliğinde sergi turu

19:00: ITINERANT INTERLUDE #45: Kemancılar Ali Moraly & Markéta Janoušková tarafından performanslar

(ITINERANT INTERLUDES serisinin küratörlüğü Laurie Schwartz tarafından yapılmakta ve initiative neue musik berlin desteğiyle gerçekleştirilmektedir.)

 

3 Haziran Cumartesi:

16:00: Lotte Laub & Susanne Weiß ile rehberli tur

18:00: Panel (Antje Engelmann, Hanna Frenzel, Itamar Gov, Judith Raum, Annette Weisser katılımıyla; moderatörler: Lotte Laub & Susanne Weiß)

16 Temmuz Pazar:

15:00: Lotte Laub & Susanne Weiß ile rehberli tur

28 Temmuz Cuma:

18:00: Finisaj & Katalog Lansmanı (Yane Calovski & Hristina Ivanoska, Antje Engelmann, Hanna Frenzel, Itamar Gov, İz Öztat, Annette Weisser katılımıyla; moderatörler: Lotte Laub & Susanne Weiß)

Share
  • Facebook
  • X
  • Pinterest
  • Tumblr
  • Email
Installation Views
Open a larger version of the following image in a popup: 12227521061414264219
Open a larger version of the following image in a popup: 944225583585410604
Open a larger version of the following image in a popup: 10431414531375873056
Open a larger version of the following image in a popup: 12417732811834080562
Open a larger version of the following image in a popup: 9553121611976347357
Open a larger version of the following image in a popup: 1609501052389991810
Open a larger version of the following image in a popup: 174406191411568746
Open a larger version of the following image in a popup: 5150209431641907804
Open a larger version of the following image in a popup: 6004691341257780148
Open a larger version of the following image in a popup: 446354021319159964
Open a larger version of the following image in a popup: 1761877704126289158
Open a larger version of the following image in a popup: 19528280611106409781
Open a larger version of the following image in a popup: 247920123647649183
Open a larger version of the following image in a popup: 8447116501666491568
Works
  • 04 Sim Chi Yin The Mountain That Hid
  • 05 Antje Engelmann Die Gro E Mutter
  • 08 Annette Weisser Prints From The Series Ghosts Gates Spills
  • 09 Yane Calovski Wayside Antoinette Van Eyck S Study Of Garments 1935
  • 01 Fatos I Rwen My Sweet Home 1St Floor
  • 06 Antje Engelmann My Mother My Father
  • 07 Annette Weisser Inga Kathrin Judith Kristin
  • 02 Fatos I Rwen My Sweet Home 2Nd Floor
  • 03 I Z O Ztat Capitone Triangle After Altan Gu Rman
Publications
  • Transit

    Transit

    2023 Read more

Related Artists

  • Yane Calovski

    Yane Calovski

  • Memed Erdener

    Memed Erdener

  • Itamar Gov

    Itamar Gov

  • Fatoş İrwen

    Fatoş İrwen

  • İz Öztat

    İz Öztat

  • Judith Raum

    Judith Raum

  • Sim Chi Yin

    Sim Chi Yin

Back to exhibitions

Join our mailing list

Signup

* denotes required fields

We will process the personal data you have supplied in accordance with our privacy policy (available on request). You can unsubscribe or change your preferences at any time by clicking the link in our emails.

Istanbul

Tomtom, İstiklal Cad. Mısır Apartmanı No.163 K.3 D.10.         
34433 Beyoğlu/İstanbul

+90 212 251 12 14

Dialogues

Tomtom, İstiklal Cad. Mısır Apartmanı No.163 K.2 D.5.         
34433 Beyoğlu/İstanbul

Berlin

Goethestraße 82, 10623           
Berlin, Germany

+49 30 31809900

Send an email
Instagram, opens in a new tab.
Artsy, opens in a new tab.
Vimeo, opens in a new tab.
Ocula, opens in a new tab.
Manage cookies
Copyright © 2026 Zilberman
Site by Artlogic

This website uses cookies
This site uses cookies to help make it more useful to you. Please contact us to find out more about our Cookie Policy.

Manage cookies
Reject non essential
Accept

Cookie preferences

Check the boxes for the cookie categories you allow our site to use

Cookie options
Required for the website to function and cannot be disabled.
Improve your experience on the website by storing choices you make about how it should function.
Allow us to collect anonymous usage data in order to improve the experience on our website.
Allow us to identify our visitors so that we can offer personalised, targeted marketing.
Save preferences
Close

Join our mailing list

Signup

* denotes required fields

We will process the personal data you have supplied in accordance with our privacy policy (available on request). You can unsubscribe or change your preferences at any time by clicking the link in our emails.