By Proxy: Group Exhibition
Zilberman Gallery olarak, Piyalepaşa’daki yeni galeri mekânımız “Zilberman Selected”ın 25 Aralık’taki açılışı kapsamında, By Proxy (Vekaleten) başlıklı yeni karma sergimizi duyurmaktan mutluluk duyarız. Sergi; Carlos Aires, Omar Barquet, Isaac Chong Wai, Didem Erk, Itamar Gov, Fatoş İrwen, Jaffa Lam Laam, Mahen Perera ve Sandra del Pilar gibi temsiliyeti yakın zamanda galeri tarafından üstlenilen sanatçıların yapıtlarından oluşuyor. Zilberman ekibinden T. Melis Golar ve Naz Kocadere’nin küratörlüğünü üstlendiği sergi, 25 Aralık 2021 – 19 Şubat 2022 tarihleri arasında ziyaretçilere açık olacaktır.
Zilberman Selected’ın Piyalepaşa’daki açılış sergisi By Proxy (Vekaleten), insanların kendilerini teslim ettikleri çok katmanlı ulusötesi ve yerel açmazlara, krizlere karşı kültürel, psikolojik ve politik bir tefekkür ile potansiyel üzerine bir düşünme alanı vaat ediyor. Sergi bu bağlamda, sanatın ve sanatsal temsilin hayattaki dokunaklı/yakıcı sorunlara ne ölçüde bir vekil (proxy) olabileceğini sorguluyor. Sergideki sanatçılar, kişisel gözlemlerini ve toplumsal birikimlerini yapıtları aracılığıyla ifade ediyor; kendilerini ait hissettikleri ya da sadece merak duydukları kültürler ve/veya coğrafyalarla ilişki kuran görsel söylemler üretiyorlar. Çeşitli çıkış noktalarından filizlenen bu söylemler; ritüeller, şarkılar, danslar ve halk ayaklanmalarının yanı sıra kavramsal motifler, eleştirel tarih okumaları veya yakın dönem sanatsal değer ve figürlerden ilham alan kolajlar aracılığıyla ilerliyor. By Proxy’deki yapıtlar arasında; zamansız fotoğraflar, eyleme çağıran muzip heykeller, görünenin ardındakini açığa çıkaran kolajlar, iktidar ilişkilerini altüst eden bir dans videosu, evcilleştirilmiş bir isyan kutusu, edebiyat ve sanat tarihine dair perspektifi derinleştiren enstalasyonlar ve tuvaller, dikte edilen düşüncelerle tekrarlar üzerinden yüzleşen çalışmalar ve resmin sanat içindeki dokunulmazlığını sorgulamaya alan düğümlü motifler yer alıyor.
Bu çerçevede Itamar Gov, The Mausoleum of Rejected Citrons (Reddedilen Ağaç kavunları Mozolesi) ve 1000 Rejected Citrons (1000 Reddedilen Ağaç kavunu) adlı yapıtlarında, Güney İtalya’da yüzyıllardır uygulanan bir Yahudi ritüelini yeniden canlandırarak tarihsel idealizmi, kalıcılığı ve ölümlülüğü sorguluyor. Fatoş İrwen, Tea Tree (Çay Ağacı), Armour (Zırh), Pomegranate and Ash (Nar ve Kül) ve Nuh’tan Kaçanlar başlıklı çalışmalarında kullandığı mahrem, hacimli fakat bir o kadar da kırılgan malzemelerle şiddetin temsillerini ve egemen kültürün tarih yazımını ifşa ediyor. Isaac Chong Wai; Banana Peel Sign (Muz Kabuğu Tabelası), A Handle for Two (İki Kişilik Kulp) ve Falling, Falling Carefully and Care (Düşmek, Dikkatlice Düşmek ve Özen) çalışmalarından oluşan enstalasyonunda, düşme eylemine dair anlayışımıza meydan okuyarak tehlike, dayanışma ve kolektiflik ilişkilerini sorguluyor. Carlos Aires, Sweet Dreams are made of This (Tatlı Rüyalar Bundan Yapılır) adlı video çalışmasında, sokak ve müzik kültüründe önemli bir yere sahip olan tango aracılığıyla İspanya’daki polis şiddetini alaycı/oyunbaz bir tavırla eleştiriyor. Ekonomik olarak en güçlü ülkelerin banknotlarıyla ürettiği bir diğer çalışmasında ise güce ve sermayeye atıfta bulunarak “Sweet Dreams are made of This” şarkısının lirik anlamına sığınıyor. Jaffa Lam Laam, Survival Kit (Hayatta Kalma Kiti) ile Hong Kong’daki sivil protesto ruhunu ve gasp edilen protesto hakkını temsil etmek üzere, nesneleri isyankâr doğalarından arındırıp heykel benzeri yapıtlara dönüştürerek düşünceyi ve zamanı donduruyor. Didem Erk, Ferman adlı enstalasyonunda, çöp poşetleri üzerine yazdığı farklı kültürel lehçelerle ulusallığın temsilini tescil ediyor/kayda geçiriyor.
Omar Barquet, Chanson De La Folle Au Bord De La Mer (After M. Abramovic & C.V. Alkan) ve 2nd Pendular adlı çalışmalarıyla insan ve doğa arasındaki tekinsiz ilişkiyi edebiyat ve sanat tarihine referanslarla aktarıyor. Mahen Perera’nın Knots (Düğümler) ve Cuddle (Kucaklaşma) serilerinden derlenen seçkide, "artık/kalıntı" temsili üzerine kurulan düğümlü soyut motifler resmin sınırlarını zorluyor. Sanatçının Sri Lanka’daki yürüyüşleri sırasında hazır giyim fabrikalarından topladığı atıklardan ürettiği bu yapıtlar, maddeselliği dönüştürüyor ve farklı çağrışım biçimlerini araştırıyor. Sandra del Pilar ise Predella adlı çalışmasında, büyüdüğü coğrafya ve kendi beden imajı üzerinden acının temsilini aktarıyor.
Sergi hakkında daha fazla bilgi için lütfen naz@zilbermangallery.com ve melis@zilbermangallery.com adresleri üzerinden Naz Kocadere ve T. Melis Golar ile iletişime geçin.
