Sûr : Fatoş İrwen
Zilberman | Berlin, Fatoş İrwen’in Sûr başlıklı kişisel sergisini duyurmaktan büyük bir kıvanç duyar.
Fatoş İrwen, Sûr sergisi için memleketi Diyarbakır’ın toprağını tema olarak seçti. Türkiye’deki en büyük Kürt nüfusunun yaşadığı bu topraklar ve Diyarbakır’ın çamuru; insanları, inançları ve kayıplarıyla sadece geçmişin ve günümüzün siyasi tarihlerini değil, aynı zamanda Mezopotamya medeniyetlerinin hafızasını da barındırır. İslam inancına göre Sûr, melek İsrafil’in Kıyamet Günü’nün gelişini haber vermek için üfleyeceği enstrümandır (borudur). Sûr’un, ölüm ve yaşamı birlikte işlediği ve zaman boyunca Ölüm ile Yeniden Diriliş denklemini yakaladığı söylenebilir. Kürtçe’de sûr; sınır, duvar, cephe anlamına gelebileceği gibi işaret etmeye, çağırmaya veya ses çıkarmaya da atıfta bulunabilir; aynı zamanda Diyarbakır’ın bir ilçesi olan Sur ile aynı sese sahiptir. Bu sergi, tüm bu anlamları ortak bir zeminde bir araya getirecek.
Sanatçı, bu sergiyi gerçekleştirmek için bölgesindeki tarlaları, mezarlıkları, gür bahçeleri, çorak toprakları, dağ yamaçlarını ziyaret etti; toprağa yakınlaştı, onun çamuruyla bütünleşti. Bu toprak, Diyarbakır halkının üzerinde yaşadığı, içine gömüldüğü, üzerinde yürüdüğü ve beslendiği topraktır. İrwen, Harvest of Time (Zamanın Hasadı) adlı enstalasyonu aracılığıyla bu toprağı insanileştirmeye ve onunla bağlantılı duyusal hisleri (kokuyu, kuş seslerini, renkleri) uyandırmaya çalışıyor. Harvest of Time’da bir oda toprakla doldurulmuş ve pamuk yerine saçtan yapılmış pamuk kozaları ekilerek insan toprakları –hasat edilecek insanlık tarlaları– yaratılmıştır. Sesli bir video enstalasyonu ise tarlaların üzerinde süzülmektedir.
Hevsel serisinde İrwen, Hevsel Bahçeleri’ni Dicle Nehri üzerindeki yansımaları üzerinden tasvir ediyor. Manzara; suya dağılan ve sayfalara yayılan mürekkebin hareketinde görülebilen gölgeleriyle, nehir kıyısına vuran yansımalarla resmediliyor. Bu güzel ve bereketli toprakların bir de madalyonun öbür yüzü var; burası kayda değer bir şiddete maruz kalmıştır. Adına pek çok şiir ithaf edilmiş bir yer olsa bile, gölgeleri karanlık ve tekinsiz olabilir.
Sergide, sanatçının Hevsel Bahçeleri ve Mardinkapı Mezarlığı’ndan topladığı toprak, saç ve bitki karışımından yapılmış 40 tuval yer alıyor. 40 sayısı, aynı zamanda pek çok efsane ve mite ev sahipliği yapan bölgedeki Kırklar Dağı ile de ilişkilidir. Bir fotoğrafta, bir kadın bir kuyuya doğru konuşmaktadır. Kuyu, beden ile mekanın sırlarını birbirine akıttığı yerdir ve sanatçı için önemli bir mekandır; kuyu onun muhatabı, ataların seslerinin duyulabildiği, tarihin ve deneyimlerin akıp birleştiği canlı bir öznedir.
İrwen’in üretimi, erkek egemenliğine, feodalizme ve devletin gücüne karşı bir anlatı örmek için kişisel tarihiyle yüklüdür. Sanatçı, 2017 yılında Diyarbakır’da gözaltına alındı. Hiçbir delil olmaksızın, gizli bir tanığın ifadesine dayanılarak hapis cezasına çarptırıldı ve üç yıl içeride kaldı. Bu süre zarfında, karşılaştığı zorlukları ve yeni çevresini birer sınırlama olarak kabul ederek pek çok yapıt üretti.
Sûr’da temsil edilen zemin, sanatçının kazıp ortaya çıkarmaya çalıştığı günümüz sınır politikalarından parçalar içeriyor. Kadın perspektifi göz ardı edilemez: Sanatçı bunu öne çıkararak tarihsel mitlerin gücünü toprak ana ile yeniden buluşturuyor. Kazarak ve kazıyarak bir şeye ulaşmaya çalışıyor. Eğer mümkün olsaydı, Fatoş İrwen toprakları için bir farkındalık ve anlayış yaratmak adına yerin yedi kat dibine kadar kazardı.
Fatoş İrwen
Diyarbakır’ın tarihi Sur mahallesinde doğdu ve büyüdü. Diyarbakır Dicle Üniversitesi’nde Güzel Sanatlar eğitimi aldı; Batman, Diyarbakır ve İstanbul’daki ortaokullarda öğretmenlik yaptı. Küratörlüğünü Ezgi Bakçay ve Wenda Koyuncu’nun üstlendiği Olağanüstü Zamanlar başlıklı kişisel sergisi, 2021 yılında eş zamanlı olarak Karşı Sanat ve DEPO İstanbul’da gerçekleşti.
Seçilmiş Karma Sergileri: Kağıttan (küratör: Selin Akın, Ferda Art Platform, İstanbul, 2021); Karanlık Zamanlarda Sanat (bi’bak tarafından organize edildi, Haus der Statistik, Berlin, Almanya, 2020); Heritage / Matrimonio (küratör: Gudrun Wallenböck, Gallery Enrique Guerrero, Mexico City, Meksika, 2019); Düşündüğün Gibi Değil! (Hinterland Galerie, Viyana, Avusturya, 2018); Post-Peace (küratör: Katia Krupennikova, Württembergischer Kunstverein, Stuttgart, Almanya, 2017). Fatoş İrwen, İstanbul ve Diyarbakır’da yaşıyor ve çalışıyor.
Sûr sergisine; Zeynep Sayın, Birte Fritsch ve Lotte Laub’un yazılarının yer aldığı bir katalog eşlik etmektedir.
