one one two one two three: Zeynep Kayan
Zilberman | Berlin, Zeynep Kayan’ın one one two one two three (bir bir iki bir iki üç) başlıklı kişisel sergisini duyurmaktan büyük bir kıvanç duyar.
Zeynep Kayan’ın one one two one two three (bir bir iki bir iki üç) başlıklı kişisel sergisi, hem tek tek hem de seriler halinde sunulan video ve video karelerinden (stills) oluşuyor. Sanatçı yıllar içinde, koreograf Trisha Brown’ın Accumulation (Birikim) adlı performansı gibi dans koreografilerine sıkça atıfta bulundu. Koreograf bu performansını şöyle açıklamıştı: “Basit bir jest sunulur. Bu jest, kas-iskelet (kinestetik) sistemime tamamen entegre olana kadar tekrarlanır. Ardından 2. jest eklenir. 1. ve 2. jestler özümsenene kadar tekrarlanır, sonra 3. jest eklenir. Sistemim daha fazla eklemeyi kaldıramayacak duruma gelene kadar jest eklemeye devam ederim.” Serginin başlığı da bu tekrar ve varyasyon ritmine ayak uyduruyor: one one two one two three.
Bu ilke, sergiye bir giriş niteliği taşıyan mirror I (ayna I) adlı yapıtta kendini açıkça gösterir. Video, bir sandalyede oturan ve yüzü koyu bir gölgeyle kaplanmış bir figürü –sanatçının kendisini– gösterir. Figürü karşıdan görürüz ve arkasında, yan tarafta, bir mise en abyme (resim içinde resim) oluşturacak şekilde aynı projeksiyon yeniden yer alır. Öndeki projeksiyonda yer alan figürün, arkasındaki sandalyenin geriye doğru hareket etmesinden doğan akustik dürtülere tepki verişini ve ardından kendi sandalyesini de geriye doğru kaydırışını izleriz. Arkadaki figürün hareketi, öndeki figür tarafından bir zaman gecikmesiyle taklit edilmektedir. Bu, sürekli bir geriye çekilme ve mesafeyi reaktif bir şekilde yakalama halidir. Tekrar, Zeynep Kayan’ın yapıtlarında merkezi bir rol oynar; ya da Mika Hannula’nın sanatçıyla yaptığı söyleşide gözlemlediği gibi: “ileriye doğru tekrarlamak”, “bir şeyi açma/başlatma olarak tekrarlamak”.
İlk odada bu projeksiyona tam karşıdan bakarız. Her iki figür de akustik bir diyalog içinde geriye doğru hareket ederken, sanki izleyiciden kaçarak sergiden çekiliyormuş gibi videoya yakınlaşırız. Bu ilk video serginin ritmini belirler; izleyiciyi mekânın içine çeken ve mekânın ötesine işaret eden bir hareket yaratır. Ancak izleyiciler olarak videodaki figürün arkasındaki mekânın sınırlı olduğunu da görürüz. Bu geri çekilme beyhudedir ya da Kayan’ın kendi ifadesiyle: “Geri çekilmek istiyoruz ama yine de çok uzağa değil.” Geri çekilmek, yer açmak, mekânı genişletmek ama aynı zamanda bir yüzleşmeyi tetiklemek; işte bu serginin temasına açılan kapıdır. Açılan bu parantez, son odada sanatçıyı kameranın arkasında gösteren bir videoyla kapatılır; ancak burada da bakış çizgisi odaların dışına ya da izleyiciler olarak bize doğru yönelir: Biz kendimiz bir gözlem nesnesi haline geliriz.
Videolar oyunbaz olabilir: Bastırma, kavrama, dokunma/tıklatma gibi indirgenmiş ve gündelik jestler ile sesler, genellikle kendilerine özgü öz-düşünsel (self-reflexive) bir yöntemle kullanılır. İlgili kesitler; görülen ile beklenen, sunumda gözlemlenen hareket ile onun devamı arasında bir gerilim yaratır. Karşıdan çekilen kamera perspektifleri mekânsal derinliği düzleştirirken, ses ise buna karşılık bir mekân illüzyonu yaratır.
Kayan’ın çıkış noktası hareketli görüntülerdir. Videolar ve bunlardan geliştirilen video kareleri bazen yan yana var olur, bazense geriye sadece video kareleri kalır. Kayan bunları daha sonra ileri bir işleme tabi tutar: Bilgisayar ekranından fotoğraflarını çeker ya da eski bir yazıcı kullanarak çıktılarını aldıktan sonra bunları yeniden taratır. Bu durum, mekânsallığı indirger ve odağı yüzeyin malzeme koşullarına ve dokunsallığa (haptik) yönlendirir. Figürasyon ile soyutlama arasında gidip gelen motiflere erişmek böylece daha da zorlaşır.
Ekrandan fotoğraflanan üç siyah beyaz video karesi, bir hareketin farklı anlarını gösterir: Duvarda siyah ipliklerin gevşek kıvrımları görülür, bunların dizilimi imajdan imaja hafifçe değişir. Profil halinde gösterilen kişi –sanatçının kendisi– sağ kolunu uzatarak iplik deseninin alt kısmını kapatmaktadır. Diğer imajlarda sağ kol artık görünmez, kişinin üst bedeni ve başı sola doğru daha da çekilmiştir; sol el ise resmin içine giderek daha fazla taşmaktadır. Bu durum, ipliklerin üst uçlarının duvara tutturulduğunu, alt uçlarının ise sanatçının sol elinin parmaklarına dolandığını ortaya koyar; yani elin hareket ettirilmesi iplik desenini değiştirmektedir. İpliklerin sanatçının sağ eline de bağlı olup olmadığı net değildir; eğer öyleyse, kollarının ileri geri hareketi bu deseni ritmik ve küçük varyasyonlarla değiştirecektir. Sanatçı, görüntüyü antik mitolojide yaşam ipliğini eğiren ve olaydan etkilenenlerin bunu görmesini engelleyen kader tanrıçalarına (Parkalar) benzer bir biçimde yönlendirir. Kayan’ın çalışmasında, resmin tamamını izleyicinin bakışından gizleyen şey kadrajın sınırlarıdır. İzleyici, hareketin sürekliliğini ancak yakalanan anlardan yola çıkarak yeniden inşa edebilir.
Bir diğer çalışma ise sanatçıyı ve duvardaki gölgesini gösterir. Görüntünün alt kenarından içeriye, başının üzerine doğru uzanan bir havuz filesi vardır. Bir motif kelimenin tam anlamıyla "yakalanmaktadır". Vurgulanan yatay format bir sinema perdesinin boyutlarını andırırken, güçlü siyah beyaz kontrastları ve gölge düşümleri Dışavurumcu (Ekspresyonist) sinemayı akla getirir. Başta açıklanan videoda olduğu gibi, hareket kadrajın dışına doğru itilir ve geriye doğru hareket eden figür bizden uzaklaşır; ancak daha sonra herhangi bir çıkış yolunu kapatan arka duvara çarparak durur. Yine tıpkı o video gibi, bu video karesi de bir rüyayı andırır.
Zeynep Kayan, sınırlı bir hareket malzemesini sistematik olarak değiştirir ve bir hareket envanterinin parçasını oluşturan, ayrıca hareketlerin çok karmaşık ya da mekânın çok dar olması durumunda tetiklenen hüsran dahil farklı duyguları ifade eden tutarlı yeni varyasyonları durmaksızın dener. Tekrarlar genellikle yanlış hareketlerin sonucudur. Başarısızlık, sapmalara ve doğaçlamaya yol açabilir. Yeni denemeler yaparken rastlantılar genellikle beklenmedik olasılıklerin önünü açabilir. Bizim her deneyimimiz de buna benzer. Bu çalışmaların içsel uyumunu ortaya çıkaran şey işte bu tanıma/fark etme duygusudur.
Zeynep Kayan
(d. 1986, Ankara) Bilkent Üniversitesi İletişim ve Tasarım Bölümü’nden mezun oldu ve yüksek lisans derecesini Hollanda Utrecht’teki MaHKU Güzel Sanatlar Bölümü’nden aldı. Eylül 2022'den itibaren Amsterdam'daki Rijksakademie van Beeldende Kunsten’de konuk sanatçı olarak yer aldı. Ankara’daki bağımsız sanat alanı Torun’un kurucu ortaklarındandır. Yakın dönem kişisel sergi ve sunumları arasında şunlar yer alır: ZonaMaco Foto (Meksika, 2022); Temporary Sameness (Zilberman Gallery, İstanbul, 2019), UNSEEN Amsterdam(Amsterdam, 2019), Constructed (Zilberman Gallery, İstanbul, 2016). Kayan’ın yapıtları; Protocinema (İstanbul, 2021), Asian Art Museum (San Francisco, 2021), Müze Evliyagil (Ankara, 2020); Helsinki Contemporary Gallery (Helsinki, 2020); RijksOpen (Rijksakademie, Amsterdam, 2019 & Salt Galata, İstanbul, 2018); Field Meeting (New York, 2015); Rezan Has Müzesi (İstanbul, 2013); 1. Tiflis Trienali (Çağdaş Sanat Merkezi, Tiflis, 2012) ve İstanbul Modern (İstanbul, 2011) dahil olmak üzere çok sayıda karma sergide gösterilmiştir. 2017 Kassel Dummy Book Award’da ikincilik ödülüne layık görülen Kayan’ın bu ödülü takiben hazırlanan kitabı Akinabooks tarafından yayımlanmış ve Unseen Amsterdam 2018’de tanıtılmıştır.
Metin: Lotte Laub
Sergiye; Alper Turan’ın bir makalesini, Mika Hannula ve Zeynep Kayan arasındaki bir söyleşiyi ve Lotte Laub’un giriş yazısını içeren bir katalog eşlik edecektir.
Sergi hakkında daha fazla bilgi için lütfen berlin@zilbermangallery.com adresi üzerinden iletişime geçin.
