Şeylerin Ailesinde : Itamar Gov
Zilberman, Itamar Gov’un In the Family of Things başlıklı Zilberman’daki ikinci kişisel sergisini duyurmaktan mutluluk duyar. Sergi, 4 Mart - 15 Mayıs 2025 tarihleri arasında, Zilberman'ın Beyoğlu, Mısır Apartmanı'ndaki ana mekânında yer alıyor.
In the Family of Things, adını Mary Oliver’ın 1986 tarihli Yaban Kazları (Wild Geese) adlı şiirinden alır ve Gov’un bireysel ile kolektif kimlikleri oluşturan kültürel gelenekler, uzlaşılar ve jestlere yönelik süregelen incelemesi etrafında şekillenir. Mecra, malzeme ve kapsam açısından çeşitlilik gösteren yeni bir seçki sunan sanatçı; bizi şüpheye yer açmaya ve merak uyandıran bir sürecin parçası olmaya davet ederek, insan, hayvan, bitki, nesne, form gibi farklı "şeylerin ailelerinin" özünü, ilk bakışta görünür olanın ötesine geçerek keşfe çıkıyor.
Kutlama anı gibi görünen bir sekans için bir araya gelmiş gizemli figürler; panik içinde kaçan bir ren geyiği sürüsünün donmuş bir kesiti; mekanik bir güneşin hareketine göre gölgeler düşüren hareketsiz bastonlardan oluşan bir ordu; insan parmaklarının kartografik manzaralarını yeniden üreten narin suluboyalar; bir nehrin dibinde bulunan 17. yüzyıldan kalma seramik bir tabağı çağıran neon bir çalışma; yıkılmış ve henüz inşa edilmemiş kalelerin ahşap kompozisyonları; kendi başarısızlıklarına tanıklık eden devrimci araçlarla dolu bir kum havuzu... Sergideki farklı yapıtlar, her biri tek başına ve hepsi bir arada, bildiklerimiz ile varsaydıklarımız arasındaki gerilimi araştırıyor.
Gov; zaman ve uzama dair soyut kavramları somut deneyimlere dönüştürerek, varoluşumuzun kırılganlığı ve kendi yakın gruplarımız, daha geniş toplum ve bir bütün olarak dünya içindeki yerimizi sürekli olarak yeniden tanımlama ihtiyacımız üzerine düşünüyor. Zaman da onun ellerinde bükülebilir bir hal alıyor: Esniyor, donuyor ve kendi üzerine katlanarak hem geçmişte kalanın hem de henüz gelebilecek olanın izlerini bırakıyor.
In the Family of Things, bizi durup düşünmeye, merak etmeye, tarihin ağırlığını ve geleceğin çekimini hissetmeye davet ediyor. Yapıtlar bir araya gelerek; çocukluk oyunları ile savaşın vahşetinin birbirine geçip ayrılmaz hale geldiği, nostaljik mahremiyet anlarının huzursuzlukla karıştığı, yıkım ve onarımın yan yana var olduğu, kişisel olanın politikanın bir aynası haline geldiği ve tarihin alınmamış derslerinin havada asılı kaldığı bir evren oluşturuyor. Sergide ilerleyip şüphenin yerini bulmasına izin verdikçe, şeylerin ailesindeki yerimiz bize tekrar ve tekrar hatırlatılıyor.
