One Day We’ll Understand: Sim Chi Yin
Zilberman | Berlin, küratörlüğünü Lotte Laub’un üstlendiği, sanatçı Sim Chi Yin’in One Day We’ll Understand (Bir Gün Anlayacağız) başlıklı kişisel sergisini duyurmaktan büyük bir kıvanç duyar.
Sim Chi Yin’in Requiem (Ağıt) adlı video enstalasyonunda, biri fütüristik/umut dolu bir zihniyeti, diğeri ise kaybı aktaran iki devrimci şarkı –Enternasyonal ve Goodbye Malaya (Elveda Malaya)– yer alıyor. Bazılarının Malezya’ya dönmesine hâlâ izin verilmeyen eski sürgünlerin ve sınır dışı edilenlerin seslerini duyuyoruz. Sözleri bazen unutan bu kırılgan seslerin tınısı, Zilberman Gallery’deki One Day We’ll Understand (Bir Gün Anlayacağız) sergisine nüfuz ediyor. Bir kayıp duygusuyla kaplı bu ruhani sesler, sanatçının günümüz Malezya’sı ve Güney Tayland çevresindeki bu savaşa ait hafıza mekânlarında çektiği atmosferik manzara fotoğraflarını incelerken yankılanıyor. Alacakaranlıktaki bir sahnede, ormanlık çalılıkların arasından bir fil çıkıveriyor; anlık bir karşılaşma, bir hayale/görünüşe dönüşüyor. Boş sandalyelerin olduğu bir masa, gizli bir toplantının az önce alelacele dağıtıldığı düşüncesini uyandırarak bizi meraklandırıyor ya da Britanya ve İngiliz Milletler Topluluğu askerleri kahramanlık mezarlıklarında anılırken, sömürge karşıtı eski savaşçıların veya bugün bile hâlâ hesabı verilmemiş eylemlerde yerinden edilen ve öldürülen insanların yokluğuna işaret ediyor.
Sim’in One Day We’ll Understand sergisi, Britanya sömürge yönetiminin örtmece bir terimle "Malaya Olağanüstü Hâli" (1948–1960) olarak adlandırdığı, Britanya Malaya’sındaki (bugün Malezya ve Singapur’u kapsayan bölge) 12 yıllık gerilla savaşının sömürgeci ve sömürge sonrası tarihlerini ve tarih yazımlarını sorguluyor. İkinci Dünya Savaşı’nda Japonya’ya karşı direnişe liderlik eden komünistler, bu kez sömürge karşıtı mücadelenin öncülüğünü üstlenmişlerdi. Bu savaş, Vietnam Savaşı’ndan yıllar önce nüfus kontrol stratejileri ve bitki kurutucu bir kimyasal olan Agent Orange gibi taktiklerin kullanıldığı, küresel Soğuk Savaş’ın ilk sıcak çatışmalarından biriydi. Britanyalı yetkililer; komünist isyancıları yiyecek, ilaç ve insan desteğinden mahrum bırakarak açlığa mahkûm etmek amacıyla gözaltılar, sınır dışı etmeler ve sivilleri orman kenarlarından "Yeni Köyler" olarak adlandırılan yerlere zorunlu göçe tabi tutma yöntemleriyle direnişi kırmaya çalıştı.
One Day We’ll Understand, köklerini Sim’in aile tarihinden, yani gazeteci ve solcu bir entelektüel olan baba tarafından dedesinin tarihinden alıyor. 30.000’den fazla diğer solcu ve sempatizan gibi o da Britanyalılar tarafından hapsedildi ve Çin’e sürgün edildi; burada daha sonra iktidardaki Kuomintang hükümeti tarafından idam edildi. Sim, bu kişisel hikayeden yola çıkarak araştırmasını, savaşın resmi ve sömürgeci tarih yazımları ile onun savaşçılarına yönelik tarihsel ve sanatsal bir incelemeye dönüştürüyor.
Sim, en son serisi Interventions’da (Müdahaleler), Londra’daki Imperial War Museum’un sömürge arşivinden, Britanyalı yetkililerin sömürge karşıtı savaşçılara yönelik ulusal askeri operasyonları meşrulaştırmak amacıyla medya kampanyalarında ve psikolojik savaşta kullandığı fotoğrafları gün yüzüne çıkarıyor. Sim, bu baskıları bir ışıklı masa üzerinde fotoğrafladı; böylece normalde arkada gizli kalacak olan işaretlemeler ve etiketler, imajın içinden bir palimpsest gibi görülebiliyor. Cam plakalar üzerindeki folyo baskıların şeffaflığı, çift taraflı bir izlemeye olanak tanıyor; bu sayede ya metin ya da görüntü arkadan öne doğru ters bir şekilde beliriyor. Tanımlama gücü kimdedir? Sim, sömürgeci yorumlama mekanizmalarını ifşa ederek maddi kanıtların dizinsel değerini (indexicality) sorguluyor. Fotoğraflardan biri, bir helikopterden sarkan halatla ormana indirilen bir Britanya askerini gösteriyor; bir diğeri, gövdelerine beyaz bez şeritler çakılmış bir kauçuk plantasyonunu gösteriyor; bu, işçilere kendilerini Britanyalı kauçuk ihracatçılarının hizmetine sunmamaları için bir işarettir. Başka bir fotoğrafta ise, yeni yakalanmış gerilla savaşçıları bir polis karakolunun zemininde çömelmiş halde görülüyor ve isyancıların kriminalize edilme biçimi olan “Haydutlar” (Bandits) etiketi folyonun içinden okunabiliyor. Figürler, basında yayımlanmak amacıyla bazı yerlerde siyah kurşun kalemle konturlanmıştır. Bugün bu insanlar, Britanyalıların onları haydutlar veya komünist teröristler olarak karalaması, propaganda resimlerinde, arananlar listelerinde veya sürgün edilenlerin listelerinde arşivlemesiyle paralel bir şekilde, Malezya ve Singapur’da hâlâ tabu olmaya devam ediyor. Ancak çelişkili bir şekilde, onları tarihte koruyan şey tam da sömürgeci güçle kurdukları bu temastı; bu durum, mağlup olanların yalnızca galiplerin gözünden hatırlandığı tekinsiz bir dinamik yaratıyor ve Sim de çalışmasında bunu yapı söküme uğratıyor.
Çatışmanın her iki tarafındaki tarihi mektuplardan ve solcu savaşçılar ile tanıkların sözlü tarih anlatılarından yükselen bu çok seslilik, Sim Chi Yin’in araştırmasına dair bir içgörü sunuyor. Sim’in dört ülkedeki 35 sürgün ve sınır dışı edilen kişiyle yaptığı görüşmelerden derlenen bu anlatılar, resmi arşivlerdeki tarihlere ve tarih yazımlarına karşı bir "karşı-arşiv" oluşturuyor. Sim, öznelerine yerinden edilme ve sürgün edilme deneyimlerini ve sonrasında hayatın onlar için nasıl şekillendiğini sordu. Hayatta kalanların görüşmeler sırasında sanatçıya hatıra veya kanıt olarak gösterdikleri bir mayın dedektörü ve bir protez bacak gibi nesnelerin fotoğrafları, bu karşı-arşivin bir parçasını oluşturuyor. Bunlar, tarihin maddi tanıklarıdır.
Sim Chi Yin
(d. 1978, Singapur; 2021'den beri Berlin'de yaşıyor) 2017 yılında Nobel Barış Ödülü sergisini gerçekleştirmek üzere görevlendirildi ve 2020 yılında Vera List Center’ın Jane Lombard Sanat ve Sosyal Adalet Ödülü’ne aday gösterildi. 2018 yılından beri Magnum Photos’un aday üyesidir. Performans niteliğindeki okumalar da geliştirdiği çok katmanlı projesi One Day We’ll Understand’in bir serisinin ilki olan She Never Rode That Trishaw Again başlıklı fotoğraf kitabı 2021 yılında yayımlandı. Önceki projeleri arasında, hızlı kentleşme ve arazi ıslahının tetiklediği küresel kum kıtlığını konu alan Shifting Sands’in yanı sıra Kuzey Kore ile Çin sınırındaki ve Amerika Birleşik Devletleri genelindeki nükleer manzaralardan oluşan bir diptik serisi ürettiği Most People Were Silent yer almaktadır. Sim, yakın dönemde Les Rencontres de la photographie d‘Arles, Fransa (2021), Landskrona Foto Festival, İsveç (2020), Hanart TZ Gallery, Hong Kong (2019), Institute of Contemporary Arts, LASALLE College of the Arts, Singapur (2018) ve Nobel Barış Müzesi, Oslo’da (2017) kişisel sergiler gerçekleştirdi. Yapıtları Guangzhou İmaj Trienali (2021) ve 15. İstanbul Bienali’nde (2017) gösterildi.
Metin: Lotte Laub
Sergiye; Sim Chi Yin ile Maaza Mengiste’nin yanı sıra Hilary Roberts ile yapılan söyleşileri, ayrıca Sam I-shan’ın bir makalesini ve Lotte Laub’un giriş yazısını içeren bir katalog eşlik edecektir.
Açılış vesilesiyle, Sim Chi Yin ve "The Shadow King" romanıyla 2020 Booker Ödülü finalisti olan Maaza Mengiste; Sim’in "One Day We’ll Understand" adlı çalışması, "She Never Rode That Trishaw Again" başlıklı fotoğraf kitabı ve sömürgeci ile yerel arşivlerin, anlatıların ve hafıza söylemlerinin kesişim noktaları üzerine bir söyleşi gerçekleştirecektir.
Sergi hakkında daha fazla bilgi için lütfen berlin@zilbermangallery.com adresi üzerinden iletişime geçin.
