Azade Köker’in pratiği; kadına yönelik şiddet, toplumsal cinsiyet eşitsizliği ve kadının toplumdaki temsili gibi temalarla eleştirel bir bağ kurar. Eserlerinde sıkça parçalanmış ve yapısöküme uğratılmış kadın figürlerine yer veren sanatçı, tarih boyunca kadınların maruz kaldığı sistemsel baskı ve yok sayılma konularını ele alır. Köker, heykelsi dili aracılığıyla izleyiciyi bu acil toplumsal sorunlarla yüzleşmeye davet eden, akılda kalıcı ve katmanlı kompozisyonlar yaratır.
Sanatçının sanatsal pratiğinden aşina olduğumuz yüzey katmanlaştırma geleneği, kullandığı kağıt malzemelerde varlığı, yokluğu ve geçirgenliği birbirine karışan gizemli formlarda kendini gösterir. Uçucu oldukları kadar hacimli de olan bu bedenler, yukarıdan aşağıya işleyen kimliklendirme süreçlerinin başarısız olduğu noktaları öne çıkarır ve toplumsal cinsiyet sisteminin kurgusallığını gözler önüne serer. Arafta asılı kalan bu hafif kimlikler, sızıp akabilecekleri çatlakların izini sürer.
Görsel: Azade Köker, Dissolution (Çözülüş), 2022