O gün çok yağmur yağdı

14/05/2026 - 18/07/2026


Eşref Yıldırım
O gün çok yağmur yağdı

14 Mayıs - 18 Temmuz 2026
Zilberman | İstanbul

Zilberman İstanbul, Eşref Yıldırım'ın O gün çok yağmur yağdı başlıklı kişisel sergisini duyurmaktan mutluluk duyar.

Eşref Yıldırım’ın O gün çok yağmur yağdı başlıklı kişisel sergisi, kayıp kavramını yalnızca bireysel bir deneyim olarak değil; kaybın bedenlerde, mekânlarda ve imgelerde bıraktığı izlerin etrafında şekillendiriyor. Yıldırım’ın geçtiğimiz yıl kaybettiği köpeği Yağmur’un ardından şekillenmeye başlayan sergi, üretim süreci boyunca ailesinden bir kayıp daha yaşamasıyla birlikte bir yas alanına dönüşüyor. Bu alan, kaybı temsil etmeye çalışmaktan çok, onun gündelik hayatta bıraktığı boşluklar, tekrarlar ve kırılmalar ekseninde ilerliyor. O gün çok yağmur yağdı, kaybı yalnızca eksilme üzerinden ele almayan; yasın bireysel olduğu kadar kolektif bir dayanışma biçimi olabileceği düşüncesini merkezine alan bir anlatı olarak var oluyor. Yıldırım, hatırlama edimini, yalnızca geçmişe dönük bir eylem olarak değil, aynı zamanda birlikte var olabilmenin ve kaybın etrafında yeni bağlar kurabilmenin ihtimalleri üzerinden bir araya getiriyor.

Eşref Yıldırım’ın pratiği; medya temsilleri, güç ilişkileri ve toplumsal tabular ekseninde gelişirken, özellikle son dönem üretimlerinde toplumsal hiyerarşilerin, cinsiyet rollerinin ve kökensel önyargıların baskısıyla biçimlenen bireysel deneyimlere odaklanıyor. O gün çok yağmur yağdı, yasın mahrem yapısını, toplumsal görünürlük üzerinden yeniden mercek altına alıyor. Sergide ölüm, yalnızca biyolojik bir son değil; kültürel olarak inşa edilen, bastırılan, temsil edilen ve çoğu zaman nasıl deneyimlenmesi gerektiği sorgulanan bir durum olarak ele alınıyor. Kaybın toplumsal olarak hangi biçimlerde görünür olabildiği, hangi durumlarda sessizleşmeye zorlandığı ve imgelerin yaklaşımlarımızı nasıl etkilediği ekseninde ilerliyor.

Yıldırım’ın son dönem üretimlerinde su, hem fiziksel hem de simgesel olarak hafızanın taşıyıcısı olarak öne çıkıyor. Marina Abramović Institute ile Museum Schloss Moyland iş birliğinde gerçekleştirdiği Kamuflaj (2025) performansında sanatçı, Joseph Beuys’un performatif mirasıyla ilişki kurarak bedenin görünürlük ve silinme arasındaki kırılgan sınırlarını araştırırken; Moyland’ın bahçesinde gerçekleştirdiği Yağmuru Düğümlemek (2025) performansında, suyun tutulamazlığı ile kaybın kavranamaz doğası arasında bir ilişki kuruyor. Gümüşlük Müzik Festivali kapsamında gerçekleşen, Çözünme (2025) performansı ise bu hattı dağılma, çözülme ve dönüşüm süreçleri üzerinden genişletiyor. Yıldırım’ın performanslarında beden, yalnızca bireysel bir varlık olarak değil; toplulukların ortak ritüelleri, kolektif hafızaları ve kırılgan dayanışma biçimleri ile birlikte düşünülen edimsel bir alan hâline geliyor. Bu performanslarda beden ile birlikte devinen su, sabitlenemeyen, sürekli biçim değiştiren kinetik bir unsur olarak bedeni taşıyanı görünmezleştiriyor. 

O gün çok yağmur yağdı’da Yıldırım’ın performanslarının kayıtları, yasın akışkan doğasını taşıyan birer hafıza alanı olarak yer alıyor. Sergi boyunca yağmur, kişisel bir anı olarak değil; birikemeyen, tutulamayan ve sürekli biçim değiştiren bir kavram olarak beliriyor. bedenlerde, nesnelerde ve imgelerde farklı biçimlerde dolaşmaya devam ediyor. Yıldırım’ın işleri, yası yalnızca kişisel bir kırılma olarak görmekten ziyade, yasın toplumsal ve politik bir deneyim olduğunu hatırlatıyor. Yıldırım, bu dolaşımın izini sürerek kaybın doğrudan temsil edilemeyen yapısını, gündelik olanın içine sızan sessiz yoğunluğunu ve yasın imgeler aracılığıyla nasıl taşındığını araştırıyor. Sergide yas, tamamlanması gereken bir süreç değil, bedende ve hafızada farklı biçimlerde yaşamaya devam eden kolektif bir duygu olarak açığa çıkıyor.


» BUNLARI DA GÖRÜN

Sanatçı Sayfaları
  - Eşref Yıldırım