Gaps and Ghosts
11/12/2025 - 31/01/2026
Sandra del Pilar: Boşluklar ve Hayaletler
11 Aralık 2025 - 31 Ocak 2026
Açılış: 11 Aralık, Perşembe, 18:00-20:00
Zilberman | İstanbul
Zilberman İstanbul, Sandra del Pilar’ın kişisel sergisi, Boşluklar ve Hayaletler’i duyurmaktan mutluluk duyar. Parçalanarak susturulan, sansürlenerek yeniden inşa edilen anlatıların ve çarpıtılan tarihsel gerçekliklerin izini süren Sandra del Pilar, Boşluklar ve Hayaletler ile tarihin yalnızca arşivlerde değil, bastırılmış kolektif hafızada ve üzeri örtülmüş manzaralarda nasıl yer edindiğini araştırır. Boşluklar ve Hayaletler, müdahale ve yeniden tahayyül pratiklerini bir araya getiren spekülatif bir kavramsal haritayı beş bölüm üzerinden kurgular.
Sandra del Pilar, pratiğinde resmi tarih anlatılarının dışında bırakılan kırılmaların ve boşlukların peşine düşer; imgeleri, post-kolonyal ve feminist bir perspektiften, kişisel olan ile politik olanın kesiştiği bir düzlemde ele alır. Elyaf ve tül benzeri şeffaf sentetik liflerle çalışarak, imgenin beden ile karşılaştığı, yüzeyin uzamsal ve zamansal bir boyut kazandığı katmanlı alanlar inşa eder. Bu yüzeyler, izleyici ile görüntü arasında sabitlenmeyen, değişken bir algı alanı açığa çıkarır. Boşluklar ve Hayaletler, yok edilmiş anlatıları ve bastırılmış sesleri takip ederken geçmiş ile günümüz sınırlarının geçiciliğini görünür kılar.
İlk bölüm olan Remainings ile del Pilar, döneminde parçalanan ancak uzun yıllar sonra yeniden bir araya getirilen Édouard Manet’nin The Execution of Emperor Maximilian (1867-69) adlı tablosunu referans alır. III. Napolyon tarafından Meksika’ya gönderilen Maximilian’ın idamını konu alan bu resim, imparatorluk siyasetine doğrudan bir eleştiri olarak kurgulanmış; ancak sergilenemeden sansüre uğramış ve yok sayılmıştır. Manet’nin sansürlenen parçaları, sanatçının resimlerinde; iktidar kavramının görsel ve tarihsel tanıklığı nasıl indirgediğini ifşa bir alegoriye dönüşür. Resme uygulanan fiziksel şiddet ile del Pilar, tarihin nasıl kontrol edildiğini yeniden izleyiciye hatırlatır. Manet’nin bastırılmış kompozisyonunu, politik hafızanın bir yüzeyi olarak konumlandıran del Pilar, Goya’nın isyan imgeleriyle birlikte düşünür ve resmi, tanıklık eden değil; bastırılan, yüzeyi darbe alan bir mekân olarak ele alır. Bu bölümde manzaralar, tasvir edilmekten çok, yok olmanın ve ayakta kalmanın aynı anda var olduğu, “hayalet alanlar” olarak belirir. Tarihin silindiği ancak yankılanmaya devam ettiği alanlar, Manet’nin parçalanmış kompozisyonu gibi, sessiz bir biçimde tanıklığını sürdürmeye devam eden yüzeylere dönüşür.
Sekiz adet litografiden oluşan, ikinci bölüm olan Memorias de mañana (Archive for an Imagined Future) ile del Pilar, arşiv estetiği ile kurgusal gelecekleri bir araya getirir. Haritaları yalnızca bölgeleri sınırlayan çizgiler olarak değil, iktidarın nasıl kurulduğunu ve kalıcı hâle getirildiğini gösteren bir yapı olarak ele alır. 17. yüzyıl kolonyal haritalarından yola çıkarak, günümüz Amerika Birleşik Devletleri sınırları içinde kalan eski Meksika topraklarını yeniden çizer ve bu bölgeleri Nahuatl dilinde yeniden adlandırır. Del Pilar, sınırların, dillerin ve aidiyetin; sömürgeci çerçevelerin dışında nasıl anlatılabileceğine dair yeni imkânlar açar. Dili, hafıza ve kimlik üzerinden işleyen kırılgan alanlar olarak düşünmeye teşvik eder.
Üçüncü bölüm olan Gente de barro (People of Clay) ile del Pilar, izleyiciyi pasif bir tanık olmaktan çıkararak bedensel bir karşılaşmaya davet eder. 156 adet kazınmış kil parçasından oluşan bu interaktif yerleştirmede, izleyiciler bu parçalarla temas edebilir, yüzeylerdeki motifleri kâğıda aktarabilir ve bu izleri yanlarında götürebilir. Meksika mitolojisinde kil (barro), insan yaşamının kökenini temsil eder; yaratılış, hafıza ve dönüşümün maddesi olarak düşünülür. Her bir parça, imgelerin dil, anlatı ve direniş gücüne sahip olduğu 16. yüzyıl el yazmalarından esinlenen elde oyulmuş bir çizgi barındırır. Kil, burada yalnızca bir malzeme değil; toprakla, kökenle ve bedensel hafızayla kurulan doğrudan bir bağ hâline gelir. Değişen coğrafyalar arasında dolaşıma giren ve yaşayan bir arşive dönüşür.
Çıplak erkek bedenleri mekâna yayılırken, izleyici bir flâneure dönüşerek dördüncü bölüm olan, Caught in Disasters’a doğru ilerler. Del Pilar, yaklaşık yirmi yıl önce ürettiği resimlerine geri döner ve bu işleri bugünün politik bağlamı içinde yeniden düşünür. Erkek bedeni; ulus, iktidar ve kimlik anlatılarının çözüldüğü bir alana dönüşür. Çıkışı olmayan kapılar arayan, yükselmenin eşiğinde asılı kalan ve yerçekimine yenik düşen figürler, İkarus’un düşüşünü çağrıştırır. Bu imgeler, milliyetçi ve eril mitlerin çöküşüne işaret ederek Goya’yı içeren referansları ile işaretlenmiş yarı saydam bir katman, farklı tarihsel anları birbirine bağlayan ikinci bir yüzey oluşturur. Del Pilar, şiddet ve otoritenin yeniden yüzeye çıktığı kesitleri bir araya getirir. Bu bölümde beden, kahramanlık anlatısının taşıyıcısı olarak değil, aksine kahramanlığın kırıldığı, çöktüğü ve açığa çıktığı bir yüzey olarak ele alınır.
Son bölümde, Malintzin (the traitor who wasn’t one) başlığı altında del Pilar, bugün Veracruz olarak bilinen bölgeden, on altıncı yüzyılın başlarında yaşamış yerli bir kadın olan ve La Malinche adıyla tanınan Malintzin’e yönelir. Ana dili olan Popoluca’nın yanı sıra, yurdunu işgal edenlerin dili Nahuatl, Maya ve İspanyolcaya hâkim olan Malintzin, Aztek İmparatorluğu’nun İspanyollar tarafından fethinde merkezi bir rol üstlenmiştir. Ulusal anlatılarda uzun süre ihanet figürü olarak temsil edilen Malintzin’e del Pilar, varlığıyla yerleşik anlatıları huzursuz eden bir özne olarak yaklaşır. Saidiya Hartman’ın, tarihsel arşivi hegemonik sömürgeci okumaları sarsacak ve dönüştürecek şekilde yeniden kurgulayan Critical Fabulation kavramından hareketle del Pilar, Malintzin’i yerleşik anlatıların ötesinde yeniden düşünür. Geçmiş ile bugün arasında kurulan ilişki aracılığıyla, yapıtlar kolektif hafızanın tarihsel anlatıların nasıl biçimlendiğini izler.
Boşluklar ve Hayaletler, geriye kalan ile kaybolan arasında gezinir. Del Pilar, tarih anlatılarının üzerini örtmek yerine sessiz boşluklarında ve huzursuz hayaletlerinde kalmayı seçer. Bu boşluklar ve hayaletler, nasıl hatırladığımızı, unuttuğumuzu vetahayyül ettiğimizi biçimlendirir. Her bölüm, susturulmuş hikâyelere, kırılgan imgelere ve kaybolmayı reddeden varlıklara doğru bir dinleme alanı sunar.
» BUNLARI DA GÖRÜN
Sanatçı Sayfaları
- Sandra Del Pilar