That Pause of Space

» 3D SERGI TURU



01/03/2022 - 30/04/2022


Zilberman Selected | İstanbul olarak Lotte Laub’un küratörlüğünde gerçekleşen ve Burçak Bingöl, Antonio Cosentino, Itamar Gov, Zeynep Kayan, Sim Chi Yin ve Simon Wachsmuth’un eserlerinden oluşan Boşluğun Duraklaması başlıklı karma sergiyi duyurmaktan memnuniyet duyarız.

Emily Dickinson 1874’te yaşamını kaybeden babasının ardından, akıl hocası Thomas Wentworth Higginson’un kendisine gönderdiği, bir ağıt da içeren taziye mektubuna şu sözlerle cevap vermişti: “Bu güzel ağıt, kehanet değilse nedir? ‘Baba’ adını verdiğim Boşluğun Duraklamasına yararı dokundu.” Bundan bir asır sonra, Roland Barthes da kaybettiği annesi için benzer satırlar yazmıştı: “Beni maman’dan ayıran, […] ölümünden bu yana, onsuz yaşayabildiğim zamanın yoğunluğudur.”

Matemin üstesinden gelmek için “yas çalışması” yapmak yası tutulan kişinin yok olmasına yol açar. Bir kişinin yok olmaması, ancak uzayda ve zamanda bıraktığı boşluğun açık tutulduğu, dille üzeri kapatılmadığı durumda mümkündür. Yalnızca sessiz bir aldırış bile gidenin yokluğunu duyurmak için yeterlidir. Teselli sözleri işitmek onlara sadakatsizlik etmek gibi gelir. Burada, Boşluğun Duraklaması başlıklı sergideki işleri de karakterize eden dirençli bir düşünce yatmaktadır. Bir şeyin kaybolduğu gerçeğine boyun eğmek ya da onunla uzlaşmak yerine, kaybolanın uzay ve zamanda bıraktığı boşluğu algılanabilir kılarak şimdiki zamana gelmek ve böylece geçmişe geleceği kurmada yapıcı bir rol atfetmek.

Burçak Bingöl’ün duvar rölyefleri ızgara bir yapıyla bir arada tutulan boşluklardan oluşur. Izgara, fayansların arasındaki harç gibi içi boş dörtgenlerin etrafını sarmaktadır. Gözlemcinin hayal gücü orada bulunmayanla iştigal eder; orada bulunmayan, hayal edilir. Saray mimarisiyle ilişkilendirilen belleğin kiremitli duvarlara sahip olduğu düşünülür. Benzer şekilde Bingöl de Topkapı Sarayı’nda yer alan bir odanın duvarındaki bölümlerini parçalanmış bir biçimde yeniden üretmiştir. Kayıp duygusu bastırır; güzellik çözülmüş ve kültür çökmüştür; bu da kültüre duyulan ihtiyacı artırır. Artık hiçbir şeyi bir arada tutmayan bağlayıcı malzemenin (harcın) tek başınalığı, geçmişle bağlantı kurmaya yönelik bir çağrı gibidir. Bununla birlikte, gerçek koşullar tersine çevrilmiş, derzler su jeti teknolojisi kullanılarak normalde fayans için kullanılan malzeme olan seramikten kesilmiştir. Fayansları eskinin sanat eserleri olarak kabul edersek, derzlerin artık bu yardımcı rolden kurtulduğunu söyleyebiliriz.

Itamar Gov’un Shevik’e Mektuplar başlıklı videosu, sanatçının büyük büyükbabası Isaac Katz’ın hayatını kaybeden eşine hitaben yalnızlık duygularını ve yeniden bir araya gelme arzusunu dile getirdiği mektuplardan aldığı satırları içermektedir. Gündelik olayların tasvirinde insan varoluşunun temel meseleleri yatar. Japonya’nın Miyajima adasında yaptıkları bir teleferik yolculuğunu anarken yaptığı gibi, beraber geçirdikleri mutlu anları doğrudan kendisine hitap ederek sıralayan Katz’ın sözleri yavaş yavaş eşinin varlığını hissettirir. Ses ve görüntü, zihinde bir hayalin oluşumunu destekler. Hatırlamaya alan açan sessiz sesler dalga seslerine dönüşür. Güçlükle algılanan hareketli bir bulut adeta uçaktan fırlatılmış gibi siyahlıktan dışarı fışkırıncaya dek satırlar siyah arka plan üzerinde akmaya devam eder; bu esnada belirsiz sesler halen duyulmaktadır. Video ilerledikçe ışık dağılır, tıpkı akşam vakti veya hayatın yaklaşmakta olan son demleri gibi. Kontrbasın sesi görüntü ve ses aniden kesilinceye dek yükselmeyi sürdürür. Videonun sonuna henüz gelinmediği halde siyah arka planda mektup yazarının ismi çıkar. Üzerinden teleferik geçen yemyeşil bir dağ manzarasının belirmesi siyah ekranla güçlü bir tezat oluşturur. Seçilebilen gerçek sesler duyulur. Büyük büyükbabanın kayıp eşini hatırlama biçimine benzer şekilde, sanatçı da büyük büyükanne ve babasını boşluğu duraklatarak bugüne getirmiştir. Hatıraları için yaptığı Miyajima teleferik yolculuğu onu büyük büyükanne ve babasına bağlar ve sanatçı bu yolla yokluklarına şekil kazandırmış olur.

Zeynep Kayan’ın bir bir iki bir iki üç kapsamında sergilenen üç videosundan alınan hareketsiz görüntüler bir hareketin farklı aşamalarını gösteren siyah beyaz anları gösterir. Bir duvarda, siyah bir ipin gevşek kıvrımları görülür; kıvrımlar görüntüden görüntüye belli belirsiz değişiklik gösterir. Profilden görülen sanatçının kendisi ileri uzanan sağ koluyla ipliğin oluşturduğu desenin alt kısmını kapatmaktadır. Sağ kolun artık görülmediği ikinci ve üçüncü hareketsizlerde ise, kişinin üst gövdesi ve başı sola doğru uzaklaşırken, sol eli resmin içine git gide daha fazla girmektedir. Böylece ipliklerin bir uçtan duvara tutturulduğu, diğer uçtan ise sanatçının sol eline sarılı olduğu görülür; el hareketleri ipliğin çizdiği deseni değiştirmektedir. İplerin sanatçının sağ eline de bağlı olup olmadığını görmek mümkün değildir, fakat eğer öyleyse kollarını bir o yana bir bu yana açması desenleri küçük çeşitlemelerle de olsa ritmik olarak değiştirecekti. Bu imaj, akla antik mitolojide yaşam ipini ören Parca’yı getirir. Görüntü kesidinin sınırlı olması Kayan’ın edim aşamalarını gözlemciden gizler; gözlemci bunun yerine hareketin sürekliliğini ancak yakalanan anlardan yeniden inşa edebilecektir. Böylelikle Zeynep Kayan gerçekliğin çağdaş bir kurgusunu yaratmak için anıları kullanmanın bir yöntemini sunmaktadır. Bağlantı çizgilerini çizmek ve farklı zaman ve mekânlarda durma noktaları arasındaki boşlukları doldurmak için araştırmacı sezgiye ihtiyaç duyulur.

Simon Wachsmuth, bu sergi için, duvara kenarları keskin biçimde tanımlanmış bir dikdörtgen çizerek ona yırtık kağıt parçaları yapıştırdı. Boyama zeminini andıran tek renkli yüzeyin yanı sıra, fırça darbesi gözle görülebilir durumdadır. Tarihi freskleri çağrıştıracak şekilde, doğrudan duvara uygulanan rengin kusurları harçla düzeltilmiştir. Bir sanat tarihi enstitüsünün arşivlerindeki kalıntılardan gelen kağıt parçaları ustalara ait resimlerin eski reprodüksiyonlarından elde edilmiştir. Renkli alana yapıştırılan parçalar onu çerçeveleyerek orijinal resim formatının yeniden yapılandırılmış bir çeşitlemesini önerir. Burada Wachsmuth tarihin müzeler üzerinden (yeniden) inşası ile maddi izler arasındaki ilişkiyi araştırmaktadır. Eksik kısımlarla, orijinalin en boy oranının hemen anlaşılır olmadığı gerçeği anıştırılırken, portre formatındaki bir resim yatay formata dönüşebilmekte, büyük boyutlardaki bir eser ise minyatüre indirgenebilmektedir. Ancak bu temellük biçimi yalnızca resim formatını mercek altına almakla kalmaz. Taban, renk ve kağıt gibi unsurların katmanlaşmasındaki marjinal farklılaşma, bu çalışmadaki asgari plastisiteyi vurgularken yer, malzeme, tarih ve algı arasındaki ilişkiye de işaret eder.

1996’dan bu yana İstanbul semtlerinin fotoğraflarını çekerek “İstanbul Atlası” adını verdiği bir arşiv oluşturan Antonio Cosentino şehri fotoğraflayarak gezmektedir. Francis Alÿs’in Mexico City’de yaptığı yürüyüşlere dair söylediği gibi, “Zamanımızın hız kültürü içinde yürümek, özellikle sürüklenmek veya gezinmek başlı başına bir direniş türüdür.”Sitüasyonist Enternasyonal’in önde gelen isimlerinden Guy Debord’un 1950’lerin sonunda geliştirdiği Dérive Teorisi “şehri deneyime dayalı bir alan olarak yeniden fethetmenin ve şehirdeki sistemin yabancılaştırıcı ve işlevselleştirici etkisine karşı gelmenin bir aracı niteliğinde, kamusal alanda yürümenin yıkıcı bir yöntem” olduğundan bahseder.

Sergide gösterilen katlanmış kitapçıkta, gözlemciyi Avrupa ve Anadolu yakaları arasında vapurla götürüp getirerek bir mahalleyi baştan sona gezdiren fotoğraflar sergilenmektedir. Söz konusu kitapçık bağlantı, iletim ve iletişim yaratır. Ayrıca, güvertede duran bir makine operatörünün ve onu dünyaya bağlayan bir ses borusunun olduğu bir resimle sosyal eşitsizlikler vurgulanır. Yeraltı dünyasında çalışan adam, ölenlerin ruhunu Hades’e taşıyan kayıkçı Charon’u andırmaktadır. Vapurlar mekân ve zaman açısından şehrin kalbinde yer alır. Hâlen ölçüsüzce genişlemekte olan bir şehrin gelişimi burada başlamıştır. Vapurlara, işlevlerine ve mecazi önemine odaklanılması kentsel gelişimin hızlanma tarihinin unutulmasına karşı bir direniş işaretidir.

Sim Chi Yin’in fotoğrafları sanatçının İngiliz sömürge gücünün üstü örtük biçimde “Malaya OHAL’i” adını verdiği İngiliz Malaya’sındaki gerilla savaşının sömürge esnasında ve sonrasında yazılan tarihini incelediği Bir Gün Anlayacağız (One Day We’ll Understand) sergisinden gelmektedir. 1948’de başlayan savaş 1960’ta resmen sona ermişse de, komünist savaşçılar isyanın 1968-1989 yılları arasındaki ikinci aşamasında, bu kez de Malezya hükümetine karşı mücadelelerini sürdürmüştür. Tıpkı sayısı otuz bini aşan solcu ve sempatizan gibi, İngilizlere esir düşen, daha sonra ise milliyetçi Kuomintang hükümetinin Çin’e sürerek burada idam ettiği solcu bir gazeteci ve entelektüel olan baba tarafından dedesinin yaşamından yola çıkan Sim Chi Yin günümüz Malezya’sı ve Güney Tayland çevresinde yaşanan savaşın anısına ait yerlerin manzara fotoğraflarını çekmiştir. Komünist isyancıların hareketini sınırlamak için ormanı sular altında bırakan Malezya hükümeti 1978’de Temenggor Barajı’nı inşa ederek bir yandan burada elektrik üretmiş, diğer yandan ise kuzeyden komünist takviye güçlerin gelişini engellemiştir. Bu arka planla beraber düşünüldüğünde, Sim Chi Yin’in durağan veya dönen, kimi zaman keskin odaklı kimi zamansa bulanık karanlık su fotoğrafları mecazi bir anlam kazanmaktadır. Yosun kaplı çürümüş gözetleme kulesi çözüme kavuşturulmayan bir geçmişin tekerrür edeceğine dair bizleri uyarmaya yarayan savaş anılarını çağrıştırıyor. Baraj kendisinden önce gelen sel baskınını gizler; bellek ise şimdiye dek geçen zamanı sel baskınına karşı mühürler. Şimdi oraya bir tabiat parkı yapılmış, turistik bir cazibe merkezi. Halbuki Sim Chi Yin fotoğraflarında yüzeyin altında nelerin gizlendiği hakkında bir fikir vermektedir; baskıya karşı hareket eder ve hafızanın geri dönüşü için alan yaratır.

Boşluğun Duraklaması sergisinde sunulan eserler, sanatçıların geçmişi kendine has görme biçimlerini ortaya koymakla kalmayıp geçmişin bugünde-oluşunu bastırma ya da kaldırıp atma girişimlerine karşı oyuna dahil olarak hayatını kaybedenlerin fiziksel yokluğu için bir mekânda bir araya geliyor.


» BUNLARI DA GÖRÜN

Sanatçı Sayfaları
  - Burçak Bingöl
  - Sim Chi Yin
  - Antonio Cosentino
  - Itamar Gov
  - Zeynep Kayan
  - Simon Wachsmuth

Sergideki Çalışmalar